Türk Toplumu: “NATO’ya Mecbur Olsak da Geleceğimizi NATO’ya Emanet Etmek Zorunda Değiliz.”
NATO toplantısı vesilesi ile Türkiye’nin Erdoğan liderliğindeki vizyonunun ne kadar da dengeli ve işe yarar olduğunu bir kere daha görmüş olduk elhamdülillah.
“Müttefikler Ankara’da” başlıklı resmî NATO Zirvesi programı kapsamında 7-8 Temmuz’da T.C. İletişim Başkanlığı, SETA ve Münih Güvenlik Konferansı (MSC) iş birliğiyle gerçekleştirilen oturumlarda ve müzakerelerde de bu konuyla ilgili değerlendirmeleri, alanında uzman isimlerden dinleme fırsatı bulduk.
Türkiye artık sadece “güvenilir müttefik” değil; kendi güvenliğini üretebilen, kritik teknolojiler geliştirebilen, hibrit tehditlerle mücadele edebilen ve stratejik özerkliğini NATO kapasitesine dönüştürebilen istisnai bir aktör konumuna yükselmiş vaziyette.
Ehli olanların görüşlerinin özeti net: Türkiye, NATO’nun en stratejik ve güçlü üyelerinden biri.
İlgili olduğum ve detaylandırmak istediğim konu ise NATO’ya toplumumuzun bakışı!
NATO’nun en stratejik ve güçlü üyelerinden biri olan Türkiye’de toplum, NATO’ya en mesafeli bakan halklardan biri.
Milli İstihbarat Akademisi’nin hazırladığı “Ankara Zirvesi NATO 3.0 Tartışmaları ve Türkiye” başlıklı rapor önemli bir tespitle başlıyor: “Güvenliğin askerî, ekonomik ve toplumsal boyutları, farklı başlıklar olmaktan çıkarak aynı mimarinin tamamlayıcı unsurlarına dönüşmüştür.”
Bu tespit, artık güvenliğin sadece orduların veya devletlerin işi olmadığını gösteriyor. Toplumun güvenlik politikalarına bakışı, kriz anlarında göstereceği dayanıklılık ve devletine........
