‘İyilik iyidir…’
İnsanlık ve İslam tarihinde bilinen ilk vakıf, resmi kayıtlar ve genel kabul gören görüşlere göre Hz. Ömer’in, peygamber efendimizin önerisiyle, Hayber’in fethinden sonra elde ettiği araziyi tahsisi ile vücut bulmuştur.
Bu şu anlama geliyor…
İslâm bir iyilik medeniyetidir ve bu kabul nedeniyle sadece insanlığa değil, hayvanlara, bitkilere ve hatta insan eliyle üretilmiş eserlere de ‘iyilik’ yapılmasını bir vecibe addetmiştir.
İslâm’ın ilk dönemini müteakip kendini bu idrake nispet eden tüm devletlerde bu ‘iyilik’ idrakinin geliştirilerek büyütüldüğüne ve toplumun geneline yaygınlaştırmak maksadıyla müesseseleştirildiğine şahitlik ediyoruz.
Kızılay, Osmanlı ile başlayıp günümüze kadar gelen bu kıymetli müesseselerden birisi…
Bundan bir süre önce varlığını insaniyete vakfetmiş bir hayır müessesesi ile ilgili bir yazı yazmıştım hatırlarsanız…
O yazıdan sonra aldığım müspet tepkiler bu türden faaliyetleri zaman zaman da olsa hatırlatma sadedinde yazı konusu yapmak ve iyiliği iş edinmiş idraki bir nebze de olsa insanlara hatırlatmanın, bahsini ettiğim iyilik hareketlerine dolaylı bir katkı olacağı kanaatine vasıl oldum.
İşte bu sebeple aldığım kararı tatbik için vesile ararken Bursa Yıldırım ilçesinde Kızılay Şube Başkanlığı yapan ve 30 küsur seneden mukaddem dostum olan iş adamı Halil Atalay’ı Kızılay’ın bir etkinliğinde gördüm.
Aradığım vesile ayağıma gelmişti…
30 yıldan fazla bir zamandan beridir tanıdığım bu dostum, özellikle de 28 Şubat sürecinde elindeki imkânları hem hayır işlerinde hem de öğrencilere yönelik faaliyetlerde kullanmaktan geri durmayan az sayıdaki insanlardan birisiydi.
Üstelik bu hayırhah işlerde bulunmakla kalmayıp yakın........
