Kur’an-ı Kerim’de adalet
Kelime anlamı; eşit olmak, eşit kılmak, denklik, denge, doğru davranmak, hakka göre hüküm vermek olan adalet, bir şeyi yerli yerince yapmak veya herkese ve her şeye hak ettiği şekilde davranmak demektir. Adalet, hak ve hukuka uygunluk, doğruluk, haklının hakkını teslim etme ve herkese hak ettiğini verme demektir. En geniş anlamıyla adalet, insanların toplum içinde eşit, dengeli ve huzurlu yaşamasını sağlayan temel ahlaki ve hukuki değerlerin bütünüdür.
Adaletin zıddı, haksızlık yapmak ve doğru yoldan sapmak gibi anlamlara gelen zulüm kavramıdır. Adil ve adalet sahibi denildiğinde hak ve hakikatten ayrılmayan, zulmetmeyen, doğru sözlü ve hakkaniyetle hükmeden kimse kastedilir.
Adalet, inançta, sözde, fiil ve davranışlarda itidal manasında olup bir işte ifrat ile tefrit arasında orta yolu tutmak ve aşırılıklardan kaçınmaktır.
Kur’ân-ı Kerim’de İslâm toplumunun bir niteliği olarak geçen “vasat ümmet” (bkz. Bakara 2/143) tabiriyle “adalet” manası kastedilmiş, İslâm toplumunun her hususta aşırılıklardan uzak, dengeli ve uyumlu bir hayat tarzını içeren sırat-ı müstakim üzere olması istenmiştir.
Adalet, tevzini (denkleştirici) adalet ve tevzii (dağıtıcı) adalet olmak üzere iki çeşittir:
1. Tevzini (Denkleştirici) Adalet: Kişilerin eşit sayılmaları sonucunu doğuran adalettir. Kur’ân’da adaletle eş anlamlı olarak kullanılan “kıst” kelimesi bu manayı içerir. (Nisâ 4/135) “Kıst” terimi adalete göre daha somut olup uygulamada hakkaniyeti ve çifte standardın, kayırmacılığın karşıtı olarak belli bir ölçüyü esas almayı ifade eder. Kıst kanunların eşit şekilde uygulanmasını gerektirir ki kanun önünde eşitlik ilkesi buradan doğar. Hırsızlık yapan Kureyşli bir kadına ceza verilmemesi için aracılık edenlere Hz. Peygamber “Kızım Fâtıma dahi bu hırsızlığı yapmış olsaydı onu da cezalandırırdım” (Buhârî, “Hudûd”, 11) buyururken bu ilkeye vurguda bulunur.
2. Tevzii (Dağıtıcı) Adalet: Herkese hak ettiğini vermek, dağıtım sırasında kişilerin katkı ve yeteneklerini dikkate almaktır. Bu bağlamda adalet, verilen ile hak edilen arasındaki dengeyi ve oranı ifade eder. Hak-sorumluluk, nimet-külfet dengesine dair ilke (bkz. Mecelle, md. 88) bu nevi adalet düşüncesinin sonucudur. Bu denge bazı hâllerde eşitlikle gerçekleşir; ancak burada eşitlik değil denge esastır. Nitekim hukukta diyet ve tazminat yoluyla adaletin sağlanmasında denge gözetilir. Aynı şekilde suç ve ceza arasında da dengenin gözetilmesi gerekir.
Adalet Kur’an-ı Kerim’in gerek fert gerekse toplum düzeyinde üzerinde durduğu en temel hususlardan biridir.
İslam alimlerinin üzerinde en çok durdukları kavram adalettir. Adalet üzerine söylenenleri toplaca bakınca şu hususlar öne çıkmaktadır:
1.Adalet, doğruluk, eşitlik, denklik, aşırılıktan uzak ve dengeli olma, her şeye hakkını........
