Proje küresel, kurbanlar yerel
Herkes, başkalarının yapıp ettiklerine bakarak hayatına yön verme yarışına girmiş durumda. Nelere sahip olması gerektiği konusunda başkalarına özenmeye başladı insan, neler yiyeceği, neler giyeceği hatta neler diyeceği hususunda olduğu gibi.
Allah sonumuzu hayır etsin.
Zira bir insanın başkalarına benzemeye çalışması; kendinden fersah fersah uzaklaşması, ruhunu kurutması ve özünü unutması demektir.
İnsanca yaşayabilmek için her şeyden önce dayatılmış şartlardan bağımsız olarak özgün düşünceleri olmalı insanın. Hayatının merkezine düşünme melekesini yerleştirmeli mesela. Güzel bir hayat istiyorsa güzel düşüncelere sahip olmalı. Mutlu bir hayat istiyorsa kendisini kalıcı mutlulukların diyarına ulaştıracak düşüncelerin kanadına tutunarak sürdürmeli yaşantısını. Özgürlük istiyorsa eşyanın kendisini mahpus eden çelik zincirlerini parçalayarak fıtratın engin sahillerinde kaygısızca dolaşıp haykırabilmeli avazı çıktığı kadar…
Bütün nehirlerin, denizlerin ve okyanusların sahibi olan Yüce Allah’ın insanın bir damla göz yaşını önemsemesinin hikmeti, insanoğlunu yönünü başkalarının işaret fişekleriyle değil bizzat kendi tutuşturduğu tefekkürün ışığıyla aramaya yöneltmekten başka ne olabilir ki?
Hepimiz sanal bir saldırı altındayız.
Eski saldırılara pek benzemiyor yöntem olarak. Bu yüzden ilk bakışta pek farkına varamıyoruz meselenin. Hani eskiler “tüfek çıktı mertlik bozuldu” demişti ya. Şimdi tüfekten daha gürültüsüz ama daha ölümcül bir saldırıyla karşı karşıyayız. Sadece insan tekine değil topyekûn insanlığa yapılan bir varoluşsal darbe girişimi bu. İnsanı insan yapan biricik aklı, vicdanı ve ruhu doğrudan hedef alan yıkıcı, silici ve yok edici bir hamle…
Proje küresel, kurbanlar yerel.
Bu küresel proje........
