menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tunus’a demokrasi, Gannuşi’ye hürriyet

20 0
previous day

Bir Ramazan vakti, iftara yalnızca on dakika kala evi basılarak gözaltına alınan Raşid Gannuşi’ye yönelik baskı ve hukuk dışı uygulamalar, aradan geçen yıllara rağmen devam ediyor.

Tunus’ta Kays Said yönetiminin siyasal iradesi altında giderek bağımsızlığını yitiren yargı mekanizması, Gannuşi’yi tartışmalı dosyalar ve ağır suçlamalar üzerinden yıllardır zindanlarda tutuyor.

Herhangi bir şiddet eyleminde bulunmayan, fikrî ve siyasi mücadelesiyle tanınan Nahda liderinin en temel haklarının dahi sınırlandırılması, Tunus’ta hukukun ayaklar altına nasıl alındığını açıkça gösteriyor.

Yaklaşık on gündür ailesinin ve avukatlarının kendisinden haber alamadığı yönündeki bilgiler ise meselenin artık faşizan bir tutuma dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Raşid Gannuşi, hayatı boyunca düşüncelerinin bedelini zindanla, sürgünle ve baskıyla ödemiş; fakat ne fikrinden ne de hürriyet mücadelesinden vazgeçmiş çağımızın müstesna şahsiyetlerinden biridir.

1987’de Tunus Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yaptığı savunmanın sonunda dile getirdiği şu sözler, Gannuşi’nin yalnızca mücadele anlayışını değil, bütün bir hayat felsefesini de özetler niteliktedir:

“Allah benim camilerin şehidi olmamı murad ediyorsa, öyle olsun. Fakat ölümüm boşuna olmayacak; kanımdan İslam’ın çiçekleri yeşerecek.”

ÇAĞINI DOĞRU OKUYAN MÜTEFEKKİR

Raşid Gannuşi, yalnızca ülkesinin siyasi meseleleriyle ilgilenen sıradan bir siyasetçi değil. O, İslam dünyasının içine düştüğü fikrî, siyasi ve toplumsal darboğazlardan nasıl çıkabileceği üzerine uzun yıllar kafa yormuş önemli bir mütefekkirdir.

Çağının sorunlarıyla yüzleşmekten kaçınmayan Gannuşi, meseleleri yalnızca teşhis etmekle yetinmemiş; değişen şartları, toplumların ihtiyaçlarını ve zamanın ruhunu dikkate alarak sahici çıkış yolları aramıştır.

Onu diğer bazı düşünürlerden ayıran temel özelliklerden biri de soyut tartışmaların sınırlarında kalmayıp yaşanan krizlere somut çözümler önermiş olmasıdır.

İslam dünyası uzun zamandır yalnızca siyasi ve sosyal krizlerle boğuşmuyor; aynı zamanda........

© Haber7