menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hırsız, Kapı, Kilit… Fon Piyasasında Ne Değişmeli?

16 0
06.10.2026

Montesquieu, bundan yaklaşık üç asır önce Kanunların Ruhu’nda çok basit bir hakikati anlatıyordu: Gücün kötüye kullanılmasını önlemenin yolu, onu iyi insanların vicdanına bırakmak değil; başka bir güçle sınırlamaktır.

Bizim eski evlerde bunun daha sade bir karşılığı vardı: Kapıya kilit takılırdı. Kilit, ev sahibinin bütün insanları hırsız saymasından değil, insan tabiatının sadece iyi niyetle yönetilemeyeceğini bilmesindendi. Fakat hırsız içeriden ise mesele biraz değişir. O zaman daha kalın bir kilit değil; anahtarın kimde olduğunu, kapıyı kimin açtığını ve açıldığında kimin alarm vereceğini konuşmak gerekir.

Fon krizinden sonra Türkiye’nin önündeki mesele de tam olarak budur. Suç işleyen varsa elbette bulunacak, haksız kazanç geri alınacak, sorumlusu hukuk önünde hesap verecek. Fakat sermaye piyasasını yalnız hırsızı yakalayarak düzeltemeyiz. Kapıyı, kilidi, anahtarı ve bekçiyi yeniden düşünmek zorundayız.

2001 krizinden sonra Türkiye bankacılıkta çok pahalı bir şey öğrendi. Bir sistemi yalnız kötü insanlar bozmaz; kötü teşvikler, geç çalışan denetim ve kimsenin zamanında çekmediği bir el freni de bozar. Sonraki yıllarda bankacılık mimarisi bunun üzerine yeniden kuruldu. Bugün fon piyasasında önümüzde duran mesele de budur.

Kişileri cezalandırıp dosyayı kapatırsak suçluyu bulmuş oluruz; fakat hastalığı tedavi etmiş olmayız.

Son durumu uzun uzun tekrar etmeye gerek yok.

Tasfiye süreci devam ediyor.

Dört portföy yönetim şirketinin tasfiyedeki fonlarında yatırımcı başına, her fon için ayrı ayrı 1 milyon liraya kadar ara ödeme kararı var. Net yatırım tutarını MKK hesaplayacak. Formülün ayrıntısı ve ödeme takvimi üzerinde çalışmalar sürüyor. Fon Koordinasyon Kurulu’nun ikinci toplantısında da tam olarak bu konular ile Sermaye Piyasası Kanunu’nda değişiklik öngören taslak ele alındı.

Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan’ın çizdiği çerçevenin de iki ayağı var.

Vatandaşın hakkına el uzatan kim olursa olsun hukuk önünde hesabını verecek; benzer bir hadisenin tekrar yaşanmasını önleyecek idari ve hukuki düzenlemeler yapılacak.

Bana göre ikinci cümle en az birincisi kadar önemli.

Haksız kazanç varsa elbette izlenmeli, geri alınmalı, sorumlusu hukuk önünde hesap vermeli.

Fakat iyi bir sermaye piyasası sistemi kahraman savcıya, çok dikkatli bir bürokrata veya tesadüfen uyanık bir denetçiye muhtaç olmamalıdır. Kurallar, kötü davranışı daha kazanç doğurmadan pahalı hâle getirmelidir.

Basına yansıyan, henüz nihai resmî taslağı yayımlanmamış erken uyarı, otomatik müdahale, artan cezalar, bildirim yükümlülükleri, ara ödemenin kanuni zemine oturtulması ve fon yöneticilerinin sorumluluklarının belirginleştirilmesi gibi önemli başlıklar var. Bunlar doğru istikamettir. Fakat kanaatimce mesele birkaç yeni ceza maddesi eklemekten daha büyüktür.

Denetim Var da Mesele Denetimin Ne Zaman Çalıştığı

Mevzuata baktığınızda Türkiye öyle zannedildiği gibi bomboş değil.

Yatırım Fonlarına İlişkin Tebliğ, normal fonlarda tek bir ihraççıya yatırımı genel olarak fon toplam değerinin ’u ile sınırlandırıyor; aynı yöneticinin fonlarının bir ihraççının sermayesindeki toplam payına da sınırlar getiriyor.

Hırsız içeriden olunca, maalesef kapı kilit tutmuyor.

Ağustos sonunda yürürlüğe konulan yeni rehber, serbest fonlarda işi daha da ileri götürüp fiili dolaşımı düşük hisselere ilişkin özel yoğunlaşma limitleri koydu. Fiili dolaşım oranı %’in altında olan bir şirketin dolaşımdaki hisselerinin tek bir serbest fon tarafından ancak belirli küçük bir kısmının tutulabilmesi gibi yeni eşikler getirildi. Üstelik aynı yöneticiye bağlı fonlar topluca da........

© Haber7