Hürmüz’deki gerilim, tarladaki maliyeti değiştirir mi?
Dünya siyasetinde bazı krizler vardır; haritada küçük bir noktada başlar ama etkisi kilometrelerce uzağa ulaşır.
Bugün Orta Doğu’da yaşanan gerilim tam olarak böyle bir kriz.
28 Şubat günü başlayan ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları ve ardından bölgede yükselen tansiyon ilk bakışta askeri bir mesele gibi görünüyor. Ancak mesele yalnızca askeri değil. Enerji piyasaları üzerinden küresel ekonomiye, oradan da gıda üretimine kadar uzanan bir zincir söz konusu.
Ve bu zincirin bir ucunda da Anadolu’daki çiftçi var.
Dünyanın enerji haritasına bakıldığında tek bir yer özellikle dikkat çeker: Hürmüz Boğazı.
Dünya petrolünün yaklaşık beşte biri bu dar geçitten taşınıyor. Tankerlerin her gün sessizce geçtiği bu su yolu aslında küresel ekonominin en hassas damarlarından biri.
Bölgede gerilim yükseldiğinde ilk refleks enerji piyasalarında görüldü. Nitekim son günlerde petrol fiyatları hızla yükselerek 80 doların üzerine çıktı.
Petrol fiyatı yalnızca enerji maliyetini değil, çok daha geniş bir alanı etkilemekte işte tarım da bunlardan biri.
Tarımın Görünmeyen Bağı
Tarım dışarıdan bakıldığında doğa ile kurulan bir ilişki gibi görünür. Toprak, su, güneş ve emek…
Ama modern tarım artık bundan çok daha fazlası.
Bir traktörün çalışması için mazot gerekir. Sulama sistemleri enerji kullanır.
Toprağın verimini artırmak için gübre gerekir. Ürünlerin pazara ulaşması için nakliye gerekir.
Kısacası enerji pahalandığında tarımın maliyet dengesi de değişir.
Rusya-Ukrayna savaşı sırasında bunu açık şekilde gördük. Enerji fiyatları yükseldiğinde gübre fiyatları da hızla tırmanmış, bu da dünyanın birçok yerinde üretim maliyetlerini........
