15 Temmuz'un 10. Yılında: İhaneti Unutmadık, Unutturmayacağız
Bugün 15 Temmuz'un üzerinden tam on yıl geçti. Takvimler 2026 yılını gösterirken, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık gecelerinden birini yeniden hatırlıyoruz. Aradan geçen zaman, o gecenin acılarını hafifletmediği gibi, yaşananların büyüklüğünü de küçültmedi. Çünkü 15 Temmuz sıradan bir darbe girişimi değildi. 15 Temmuz; devletin damarlarına sızmış, milletin imkânlarıyla büyümüş, yıllarca kendisini gizlemiş bir ihanet şebekesinin doğrudan doğruya Türk milletine savaş açtığı gündü.
O gece tanklar sadece caddelere çıkmadı. O gece uçaklar sadece bombalar bırakmadı. O gece kurşunlar sadece insanları hedef almadı. O gece hedef alınan şey, Türkiye'nin bağımsızlığı, demokrasisi, milli iradesi ve devletin bekasıydı.
Bugün bazı çevreler geçmişi unutturmaya, yaşananları sıradanlaştırmaya veya farklı siyasi hesaplarla sulandırmaya çalışıyor olabilir. Ancak gerçekler değişmez. Gerçek şudur: Fetullahçı Terör Örgütü, Türkiye Cumhuriyeti devletini ele geçirmek için yıllarca sistemli bir şekilde çalışmış, kritik kurumlara sızmış ve nihayetinde 15 Temmuz gecesi kanlı bir darbe girişimiyle nihai hamlesini yapmıştır.
Bu nedenle bizim durduğumuz yer dün neyse bugün de aynıdır.
Dün FETÖ'ye karşıydık.
Bugün de FETÖ'ye karşıyız.
Yarın da FETÖ'ye karşı olmaya devam edeceğiz.
Çünkü mesele siyasi tercihlerden daha büyüktür. Mesele bir devletin varlığı ve bir milletin geleceğidir.
15 Temmuz gecesi yaşananlar, Türkiye'nin yakın tarihindeki en ağır güvenlik krizlerinden biridir. Kendi milletinin vergileriyle alınan silahların yine bu millete doğrultulması, devletin üniformasını taşıyan bazı unsurların milletin üzerine ateş açması, ülkenin kalbinin savaş uçaklarıyla bombalanması tarihe kara bir leke olarak geçmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmıştır.
Cumhurbaşkanlığı hedef........
