menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Veba dönüyor mu? Yoksa hiç gitmedi mi?

11 0
yesterday

Üniversite yıllarımda bolca okuduğum Fransız filozo ve yazar Albert Camus 1947'de yayımlanan Veba romanında Cezayir'in Oran kentini anlatır. Bir sabah sokaklarda ölü fareler görülmeye başlar. Önce birkaç tanedir. Ardından sayıları artar. Çok geçmeden insanlar hastalanır ve şehir, karşı karşıya olduğu felaketin büyüklüğünü anlamaya başlar.

Ancak Camus'nün ilgilendiği mesele hastalığın nasıl yayıldığından çok, insanların bu gerçekle ne yaptığıdır.Oran sakinleri başlangıçta gündelik hayatlarından vazgeçmek istemez. İşlerine gider, gelecek için planlar yapar, başlarına gelenlerin geçici olduğuna inanırlar. Çünkü insan, alıştığı dünyanın bir sabah değişebileceğini kabullenmekte zorlanır.

Yaklaşık seksen yıl sonra Rusya'nın Sibirya bölgesinde yaşanan bir ölüm, Camus'un romanını yeniden hatırlattı. 28 yaşındaki Darya Shipilova, veba ve şarbon gibi tehlikeli hastalıkları araştıran bir enstitüde çalışıyordu. Hastalanmasının ardından 2 Ekim'de hayatını kaybetti. Yaklaşık 200 kişi karantinaya alındı, binlerce test yapıldı. Dünya Sağlık Örgütü Moskova'dan açıklama istedi.

Rus makamları laboratuvar kazası yaşanmadığını, temaslılarda tehlikeli bir mikroorganizma bulunmadığını açıkladı. Ancak genç kadının ölümüne hangi hastalığın yol açtığı henüz belirlenmiş değil. Ortada doğrulanmış bir veba salgını bulunmuyor. Yine de olayın dünyanın dikkatini çekmesi şaşırtıcı değil.

FELAKETLER ANİDEN GELMEZ

Camus'nün Oran kentinde felaket bir anda ortaya çıkmaz. Öncesinde işaretler vardır. İnsanlar bunları görür, fakat ne anlama geldiklerini kabul etmekte gecikir ya da umursamaz. Belki de romanın bugün hala güncel kalmasının nedeni budur.

İnsanlık, karşılaşacağı tehlikeleri önceden tahmin etme konusunda hiç olmadığı kadar gelişti. Uydularla dünyayı izliyor, savaşların gidişatını hesaplıyor, kuraklıkları aylar öncesinden tespit edebiliyor. Bir bölgede açlık tehlikesi ortaya çıktığında hangi ülkelerin, hatta hangi şehirlerin etkileneceğini belirleyebiliyoruz.

Buna rağmen felaketlerin önemli bir bölümü gözümüzün önünde büyüyor. Rusya-Ukrayna savaşında bunun bir örneğini görüyoruz. Dört yılı aşkın süredir devam eden çatışmalarda şehirler yıkıldı, milyonlarca........

© Haber7