menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kâbe’de Hacılar hu der Allah

26 0
02.03.2026

Son günlerde bir ilahi milyonların dilinde: “Kâbe’de hacılar hu der Allah…” Sosyal medya bu nakaratla doldu, gençlerin story’lerinde aynı ses yankılandı, videolar milyonlara ulaştı. Önce hakkı teslim edelim: Bir ilahi vesilesiyle milyonlarca insanın kulağına “Allah” lafzının gitmesi küçümsenecek bir hadise değildir. Buna vesile olan besteciyi de, icra edeni de hayırla anmak gerekir. Çünkü hayra vesile olan, hayırdan nasip alır. Eğer samimiyetle yapılmışsa bu bir hizmettir ve hizmet takdir edilir.

Fakat burada ince bir çizgi vardır. O çizgi, tesirin kaynağı meselesidir. Bizim geleneğimizde bir ölçü vardır: Tesir, kelamın sahibindendir; kul sadece vesiledir. “Hu” lafzının kalpte bıraktığı titreşim, onu söyleyen sesin teknik gücünden değil, işaret ettiği Hak’tandır. Allah lafzının tesiri, melodinin başarısından değil, o lafzın azametindendir. Bunu unutmaya başladığımız an, hakikati kişiye bağlamış oluruz. İşte tehlike burada başlar.

Toplum olarak zaman zaman bir eğilim gösteririz: Mesajdan ziyade mesajı getireni büyütürüz. Hakikatten ziyade hakikati dillendiren figürü öne çıkarırız. Oysa bu bir zarf–mazruf meselesidir. Zarf taşıyıcıdır, mazruf ise içindeki özdür. Zarfı büyütüp mazrufu gölgede bıraktığımızda, hakikatin merkezini kaydırmış oluruz. Oysa İslam düşüncesi boyunca büyük âlimler ve mürşitler hep aynı uyarıyı yapmıştır: “Bana değil, söylediğime bakın.” Çünkü şahıs fanidir, hakikat bakidir. Kişiye bağlılık kırılgandır; hakikate bağlılık kalıcıdır.

Dijital çağ bu........

© Haber Vakti