menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Formalite Müslümanlık

14 0
latest

Geçtiğimiz günlerde çok sevdiğim kıymetli bir büyüğümüzü ebediyete uğurladık. Cenazesine onu yakinen ve gıyaben tanıyan birçok insan teşrif etti. Gerçekten nevi şahsına münhasır bir insandı. Mekânı cennet olsun. Böylesine abidevi şahsiyetler aramızdan birer birer ayrılıyor. Bizler de aklımıza geldikçe onların yüreğimize kazınan güzel hatıralarını yâd ediyoruz ve onları dualarımızda anıyoruz. Böylece Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'in (S.A.V.) "Ağzınızın tadını kaçıran ölümü sıkça anınız" hadis-i şerifini de hatırlamış oluyoruz.

Cenazeden sonra kalabalık yavaşça dağılırken hayat ile ölüm arasında derin bir tefekküre daldım. Kulağımıza okunan ezan ile dünyaya gelişimiz, bebekliğimiz, çocukluğumuz, gençliğimiz, yetişkinliğimiz, hayallerimiz, emeklerimiz, hedeflerimiz, umutlarımız derken bir gün ansızın ardımızdan okunan sela ile ahirete gidişimiz... Aklımdan bunlar geçerken yanıbaşımda bir grup yaşlı insanın birbirleriyle yaptıkları hararetli konuşmalarına şahit oldum. İlk başta önemsemedim ama sonra ister istemez kulak misafiri olunca dikkatim dağıldı.

İçlerinden biri, "bizim damat tutmuş, bütün birikimini fona yatırmış, kaç defa dedim, vadeli hesaba yatır diye ama beni dinlemedi, fon krizi de patladı, ne yapacağız şimdi?" dedi.

Bir diğeri, "torunum yıllardır devlet dairesinde çalışmak istiyor, geçenlerde buraya cenazeye gelen belediye başkanına cenazeden sonra torunumdan bahsettim, Başkan ikna oldu ama bir hafta sonra tutuklandı" dedi.

Biri daha konuşmaya dâhil olarak, "köyümüzde fındık bahçelerine kahverengi kokarca mı ne dadanmış, millet illallah ediyor, bir de bölgede maden ruhsatlarıyla siyanürlü........

© Haber Vakti