Masa kaç kişilik? Panodaki isim
Geçen hafta “mahalleden ayrılıyoruz” demiştim. Yanılmışım.
Çünkü dört haftadır mahallenin en görünür yapılarını gezdik. Sokak lambasını, kuralların asılı olduğu odayı, ortak itfaiyeyi. Hepsinin binası var, bütçesi var, tabelası var. Ama mahallede bir şey daha var ve onu hiç konuşmadık.
Çünkü o bir yapı değil. Bir pano.
Duvara asılı, üzerinde birkaç hane adı yazılı bir kâğıt. Ceza yazmıyor. Hüküm yazmıyor. Yalnızca şu anlama geliyor: “Bu haneyle iş yaparken dikkatli olun.”
Kimse kapınıza gelmiyor. Kimse para cezası kesmiyor. İcra gelmiyor, mahkeme yok, polis yok. Ama o günden sonra bakkal veresiye defterini kapatıyor. Nakliyeci peşin istiyor. Kimse size kefil olmuyor. Daha önce bir telefonla hallolan iş, artık üç belge istiyor.
Dikkat edin: Yaptırımı uygulayan, panoyu asan değil. Komşular.
Ve komşular, bunu size olan bir düşmanlıktan yapmıyor. Kendilerini korumak için yapıyor. Panoda adınız varken sizinle iş yapan komşu, yarın kendi adının da panoya yazılma riskini alıyor. O yüzden kimse kahramanlık etmiyor.
İşte dizinin en güçlü kurumuna geldik. Ve bu kurumun hiçbir yetkisi yok.
KIRK YAZIYOR, İKİ YÜZ UYUYOR
Bu panonun adı Mali Eylem Görev Gücü. Kısaltması FATF.
1989'da kuruldu. Bir antlaşmayla değil, G7 zirvesinin kararıyla. Adı bile kalıcılık iddia etmiyor: “Görev gücü.” Yani geçici bir çalışma grubu. Belirli sürelerle çalıştı, süresi bitti, uzatıldı, yine uzatıldı. Süresiz hale gelmesi 2019'u bekledi. Otuz yıl boyunca, resmen “geçici” kaldı.
Üye sayısı kırk. Ürettiği metnin adı “40 Tavsiye”. Tavsiye kelimesine dikkat edin: İsteğe bağlı olduğunu ima ediyor.
Şimdi tek bir rakam vereceğim ve bu yazının tamamı o rakamın içinde:
Kırk üyeli bir kurumun hazırladığı bu tavsiyeleri uygulamayı, iki yüzden fazla ülke ve yetki alanı taahhüt etti.
Kırk ülke yazıyor. İki yüz ülke uyuyor. Ve o iki yüzün büyük bölümünün, metni yazan masada sandalyesi bile yok.
Hiçbir parlamento, bu kurumu onaylayan bir antlaşma çıkarmadı. Çünkü böyle bir antlaşma yok.
Panoya nasıl girilir? Dünya, oylamayla karar vermiyor. Ülkeler, önceden belirlenmiş bir yöntemle, birbirini denetliyor. Bir ülkeye uzmanlar gidiyor, mevzuatına ve pratiğine bakıyor, not veriyor. Rapor, genel kurula geliyor ve kararı, o kırk üye veriyor. Değerlendirilen ülke, kendisi hakkındaki kararın oylandığı masada taraf değil.
DİZİNİN CEVABI DEĞİŞİYOR
Şimdi dört durağı yan yana koyun. Çünkü bu tablo, dört haftanın asıl bulgusu.
Birleşmiş Milletler: 193 üye, beş ülkenin vetosu. Kayıt tutabiliyor, emredemiyor.
Dünya Ticaret Örgütü: 166 üye, herkesin vetosu. Emredebilmek için kuruldu, o yetki kapatıldı.
Para Fonu ve Dünya Bankası: Oy hakkı hisseye bağlı, tek bir ülke tek başına durdurabiliyor. Emredebiliyor, çünkü parayı o veriyor.
FATF: Antlaşması yok, mahkemesi yok, yaptırımı yok, iki yüz ülkenin oyu yok.
Ve en etkili olanı bu.
Üç haftadır yetkinin nerede........
