menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dostumuz Amerika!

217 0
06.08.2026

Atalarımız böyle demiş: “Bana dostunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim”. Din de kötülerin dost edilmemesi gerektiğini söyler. Aksi hâlde kötüleri yakacak ateş, onları dost edinenleri de yakar! ABD’de 3 Kasım’da ara seçimler var. Bu seçimde Temsilciler Meclisindeki tüm 435 sandalye, Senato için 35 sandalye yenilenecek. Ayrıca birçok eyalette valilik, eyalet meclisi ve yerel seçimler de yapılacak. 27 Ekim’de İsrail seçimleri var. Knessetin 120 sandalyesi için genel seçim yapılacak. Bu seçimler hem ABD hem de İsrail için hayati bir önem taşıyor. Aynı şekilde bir hafta ara ile yapılacak iki seçim Trump ve Netanyahu için de hayati öneme sahip... Trump ve Netanyahu bu seçimleri kazanmak için her yolu deneyecekler. Her iki ülke de İran’a ölümcül bir darbe indirebilirse seçime muzaffer bir komutan edası ile girecekler. Eğer savaştan kayıpla çıkarlarsa seçimi de kaybederler. Dahası sanık sandalyesine oturtulurlar. Onun için kazanmayı umdukları bir savaştan kaçınmazlar ve kaybedecekleri bir savaştan kaçınırlar. Onun için ağustosun ilk yarısında bir karar vermeleri gerekir. Bu seçimlerin sonucunu biraz da Gazze ve İran belirleyecek. ABD’ye hiçbir şekilde güven olmaz. Hele Trump’a hiç güven olmaz. Trump ülkelerin topraklarını bir “emlak” olarak görüyor, alınıp satılabilen... Gazze ve Grönland olayını biliyorsunuz. Bu sadece ABD’nin kusuru değil. “Roma Barışı / Pax Romana” da böyle bir barıştı. Hedef ülkelerin sınır, rejim ve iktidar yapılarını, hukuk düzenini kendi kuruyorsa barış ancak o şartla mümkündü. Sykes-Picot'ta da öyle olmadı mı? Mevcut sınırları ABD ve Fransa çizmişti I. Dünya Savaşı'nın ardından; şimdi ABD BOP üzerinden yanına İngiltere, Türkiye ve Mısır'ı da alıp kendi bu durumu güncellemek istiyordu... ABD için savaş her zaman daha kârlıdır. Rakibinizi ezersiniz. Silah kapasitelerini imha edersiniz ya da tüketirler; siz sonra da onlara silah ve teknoloji satarsınız. Hatta savaş korkusu bölgedeki silahlanmayı hızlandırır ve kimileri de korkularından ABD’ye yaklaşırlar. ABD aslında, özellikle bugün Trump’ın yönetiminde bir yandan para basan bir matbaa, öte yandan bir savaş makinesidir. Soğuk Savaş, sıcak savaş, nükleer savaş, kimyasal savaş, siber savaş, vekâlet savaşı, darbeler, terör... Onun geçmişinde bütün bunlar var. Daha öncesine giderseniz ellerinde Kızılderililerin kanı, kara derililerin gözyaşı, sarı ırkın çalınmış alın terleri vardır. 2. Dünya Savaşı'nın ardından ABD dünyanın farklı ülkelerinde 60’a yakın darbe yaptırmış, bir o kadar ülke yöneticisine suikast planlamış, bunun yarısı kadar ülkede terör faaliyetleri örgütlemiş, elliden fazla yabancı hükûmeti devirmeye teşebbüs etmiş, yüzlerce kanaat önderi, parti lideri, toplumsal aktöre karşı operasyonlar yaptırmış, binlerce kişiye yönelik beyin kontrolü deneyleri yaptırmış; insanlar kaçırılmış, işkenceler örgütlemiştir. “Gulag Takımadaları”nın ya da Bulgaristan’daki “Belene Kampı”nın aslında Gazze’den ya da Guantanamo’dan bir farkı yoktu. Bu olaylar sonucunda milyonlarca insan öldü ya da öldürüldü. Batılılar insan haklarını savunur görünür ama en çok hak ihlali yapanlar kendileridir. Hukuk devletinden söz ederler ama her türlü hukuk dışı işin arkasında onların parmak izini görürsünüz. Çevreci geçinirler ama çevreyi kirletenler kendileridir. Batılı ülkelerin başkentleri adeta savaşın başkentleri gibidir. Birçoğunun sömürgeleri vardı. Yine birçoğunun da başka ülkelerde askerî üsleri........

© Haber Vakti