menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erdoğan’ın Adı Neden Şimdi Bu Kadar Erken Gündemde?

26 0
saturday

Bazen bir açıklamanın kendisinden çok, yapıldığı zaman önemlidir.

Türkiye bugün tam da böyle bir dönemin içinden geçiyor.

Vatandaşın gündeminde akaryakıt var, pazar filesi var, kira var, kredi borcu var. Motorin 17 Eylül’de birçok kentte 100 liranın üzerine çıktı; ardından indirim geldi ve fiyat yeniden 100 liranın altına indi. Tabelanın birkaç gün içinde bu kadar sert değişmesi bile başlı başına bir ekonomik psikoloji meselesi.

İnsanların cebindeki para aynı hızla değişmiyor ama gündem değişiyor.

Bir gün zam konuşuluyor, ertesi gün indirim.

Bir tarafta piyasalara ilişkin soruşturmalar, gözaltılar ve tutuklama haberleri var. Başka bir alanda sanatçılar ve kamuoyunun tanıdığı isimler hakkında yürütülen soruşturmalar gündeme geliyor. Bütün bunların ortasında toplumun sinir uçları zaten açık.

Tam bu atmosferde iki açıklama peş peşe geliyor.

Önce Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Recep Tayyip Erdoğan’ın bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde “son kez” aday olacağını söyledi. Uçum ayrıca seçimin 16 Nisan 2028’de yapılabileceğini ifade etti. Bunun için TBMM’nin seçimlerin yenilenmesi yönünde karar alması gerektiğini ve anayasal çerçevede 360 milletvekilinin desteğinin gerektiğini savundu.

Ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek çıktı ve 2028 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yeniden seçmek için bir seçim yapılacağını söyledi.

Şimdi burada duralım.

Bu açıklamalar tek başına gizli bir planın kanıtı değildir.

Bunu açıkça söylemek gerekiyor.

Ortada bugün itibarıyla “şu plan uygulanıyor”, “şu isim hazırlanıyor”, “seçim şu tarihte erkene alınacak” diyebileceğimiz doğrulanmış bir belge yok. Böyle bir belge olmadan bir geçiş planı varmış gibi kesin hüküm kurmak gazetecilik değil, varsayımı gerçek yerine koymak olur.

Ama soru sormak başka bir şeydir.

Benim asıl dikkatimi çeken de bu.

Neden ekonomik sıkıntıların, piyasa tedirginliğinin ve toplumsal gerilimin bu kadar yoğun hissedildiği bir dönemde 2028 seçimi ve Erdoğan’ın yeniden adaylığı bu kadar erken ve bu kadar açık biçimde gündeme taşınıyor?

Üstelik iki ayrı isimden, iki ayrı günde.

Siyasi aktörlerin uzun vadeli seçim hazırlığı yapması da son derece normaldir. Bir iktidar partisi seçimden iki yıl önce teşkilatlarını hazırlayabilir. Bir hukukçu anayasal adaylık tartışmasını yapabilir. Bir bakan siyasi hedefini açıklayabilir.

Bunların hiçbirinde tek başına olağanüstü bir durum yok.

Fakat siyaset yalnızca söylenen sözlerden ibaret değildir.

Zamanlama da siyasetin bir parçasıdır.

İşte benim kafama takılan yer burası.

Çünkü Erdoğan’ın adı seçimden yaklaşık iki yıl önce yeniden ve özellikle “son kez” vurgusuyla tartışmaya açılıyor.

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:

Ekonomi bu kadar sıkışmışken, vatandaşın geçim derdi bu kadar büyümüşken, seçime daha iki yıl varken Erdoğan’ın adını yeniden sahnenin tam ortasına koymak “Biz senin yanındayız” demenin bir yolu mu, yoksa yaşanan bütün ekonomik ve toplumsal sıkıntıların faturasını Erdoğan’ın önüne koymanın daha erken başlamış bir........

© Haber Gündemim