Dün Alkışlanan Linç, Bugün Savunulan Skandal
Türkiye’nin hafızası zaman zaman kısa olur derler… Ama bazı olaylar vardır ki unutulmaz; çünkü sadece bir skandal değil, bir zihniyetin aynasıdır.
28 Şubat sürecinde kamuoyuna servis edilen Fadime Şahin ve Ali Kalkancı olayları, yalnızca bireysel hikâyeler değil, sistemli bir medya operasyonunun parçasıydı. Günlerce televizyon ekranlarında, özellikle Reha Muhtar gibi dönemin en etkili ekran yüzleri tarafından canlı yayınlara taşındı. Bu yayınlarda yalnızca kişiler değil; bir inanç, bir yaşam tarzı ve geniş bir kesim hedef alındı.
O günlerde ekranlardan verilen mesaj açıktı: “Dindarlık, sapkınlıkla eşdeğerdir.”
Toplum mühendisliği, magazinle harmanlanmış bir medya diliyle yürütülüyordu.
Gazetecilik, hakikati aramak yerine, algı üretmenin aracı haline gelmişti.
Ve bu yayınlar…
28 Şubat’ın psikolojik zeminini hazırlayan en önemli araçlardan biri oldu.
Aradan yıllar geçti.
Bugün ise bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız.
Kamuoyuna yansıyan olayda, Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanının, kendisinden çok daha genç—üstelik........
