Böl-Parçala-Kaybet: Milliyetçi Siyasetin Kısır Döngüsü
Türkiye’de siyaset sahnesi uzun süredir aynı paradoksu yaşıyor: Sandığa gidildiğinde milliyetçi seçmenin toplam gücü küçümsenecek gibi değil; ancak sonuçlara bakıldığında iktidar ufukta görünmüyor.
60 ilde yapılan son kamuoyu anket çalışmasında Rakamlar ortada. İYİ Parti, Zafer Partisi ve Anahtar Parti birlikte hareket ettiğinde ortaya yüzde 20.72’lik bir tablo çıkıyor. Buna Milliyetçi Hareket Partisi’nin yüzde 6.89’u eklendiğinde toplam milliyetçi oy yüzde 27.61’e ulaşıyor.
Bu oran, Türkiye’de bir siyasi hareket için küçümsenecek bir güç değildir. Bu oran, doğru stratejiyle iktidar kapısını zorlayabilecek bir potansiyeldir. Ama gerçek şu ki, milliyetçi siyaset yıllardır kendi içinde bölünüyor, parçalanıyor, küçük hesaplara ve lider egolarına kurban ediliyor.
Her seçim döneminde aynı manzara: Aynı seçmene hitap eden partiler, birbirine en sert sözleri söylüyor. Ortak değerler üzerinden büyümek yerine, birbirini törpüleyerek küçülüyorlar. Sonuç? Güç dağınık, etki sınırlı, iktidar hayal.Siyaset matematik işidir. Yüzde 27.61’lik bir blok, akıllı bir stratejiyle merkezde belirleyici olabilir. Ama o blok, dört ayrı logo, dört ayrı genel merkez, dört ayrı hesapla sandığa gittiğinde ortaya çıkan tablo sadece “potansiyel” olarak kalır. Potansiyel ise sandıkta tek başına bir anlam ifade etmez.
Asıl soru şu: Bu bölünmüşlük kimin işine yarıyor?
Milliyetçi seçmen yıllardır “birlik” söylemini dinliyor ama pratikte ayrışma görüyor. Liderler kürsüde birlik mesajı verirken, sahada rekabeti körüklüyor. Kişisel hesaplar, ideolojik nüanslar, geçmiş kırgınlıklar… Hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey, dağınık bir güç oluyor.
Sert konuşmak gerekiyorsa açık konuşalım: Bu tablo kader değil, tercih. Bölünmek bir zorunluluk değil, bir siyasi tercihtir. Ve bu tercih sürdükçe milliyetçi oyların toplamı büyüse bile etkisi küçülmeye mahkûm kalacaktır.Siyasette bazen en büyük kayıp, rakibe yenilmek değil; kendi içindeki parçalanmışlığa teslim olmaktır. Eğer yüzde 27.61’lik bir güç iktidar alternatifi olamıyorsa, sorun seçmende değil; o seçmeni temsil ettiğini iddia eden siyasi akıldadır.
