menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kalbim kırıldı… Suç mu, ceza mı?

2 0
monday

Kalbim kırıldı. Peki, bu bir suç mu? Yoksa bir ceza mı? Belki de bu sorunun cevabı, cezanın ne olduğuna nasıl baktığımızda gizlidir.

Tarih boyunca insanlar suç işledi ve cezalandırıldı. Geçmişten günümüze kadar uygulanan ceza yöntemlerine bakıldığında, asıl amacın insanı arındırmak olduğuna yönelik söylemler vardır. Zindanlar, sürgünler, modern hapishaneler… Hepsi suç işleyen kişiyi toplumdan uzaklaştırmaya yönelik yöntemlerdir. Suçluların bulundukları çevreden ayrılıp yabancı yerlere gönderilmesi, onların yalnız kalmasını ve kendileriyle yüzleşmesini sağlamak içindir.

Aslında bu yöntemlerin temelinde aynı düşünce yatar: İnsan kendisiyle baş başa kaldığında gerçek cezasını çeker. Bu durum, tasavvufta dervişlerin çilehanelere çekilmesini hatırlatır. Amaç da benzerdir: Kişinin iç dünyasına yönelmesi, kendisiyle yüzleşmesi ve arınarak çıkması. Yani ceza, yalnızca dışarıdan verilen bir yaptırım değil; insanın iç dünyasında başlayan bir süreçtir.

Nitekim çoğu zaman insanlar vicdanlarıyla baş başa kaldıklarında gerçek cezayı çekmeye başlar. Bu düşünceyi en etkili şekilde ortaya koyan örneklerden biri de Rus yazar ‘Dostoyevski’nin başyapıtı Suç ve Ceza’dır.

Romanın ana karakteri Raskolnikov, “Ben kimim?” ve “Suç işlemeye hakkım var mı?” sorularıyla yola çıkar. Raskolnikov’un vicdan sorgusu, tıpkı kırılmış bir kalbin kendini onarmaya çalışması gibi derin acılar yaratır; hem suç hem de içsel ceza, onu iç dünyasında bir yolculuğa çıkarır. Kendi içinde kurduğu bu sorgulama onu cinayete sürükler. Fakat asıl hikaye suçtan sonra başlar. Yakalanmaktan çok, vicdanının yükü ağır gelir. Korku ve pişmanlık içinde geçen bu süreç onun gerçek cezası olur. En sonunda dayanamaz, suçunu itiraf eder ve sürgüne gönderilir. İlginç olan şudur ki, Raskolnikov ilk kez o zaman biraz olsun rahatlar.

Ceza sadece dışarıdan verilen bir yaptırım değildir; tıpkı bir kalbin kırıldığında kendini sorgulaması gibi, insanın içindeki yargı mekanizması (tabi varsa) bazen çok daha ağır gelir.

Günümüzde de toplum düzenini sağlamak için kurallar vardır ve bu kurallara uymayanlara cezalar verilir. Peki bir insanın kalbini kırmanın hukuktaki karşılığı nedir? Bu bir suç mu, yoksa vicdanlarda yankılanan bir ceza mı?

Hukuk herkesi eşit şekilde yargılayabilir, fakat vicdan her insanda farklı işler. Kimi yaptığıyla yüzleşir, kimi hiçbir şey olmamış gibi davranır. Peki, insan kendinden kaçamıyorsa… En büyük mahkeme zaten kendi içinde kurulmuş olmaz mı?


© Haber Expres Gazetesi