Tanıdık Gölge mi, Cesur Işık mı?
Ne kadar okumuş olursan ol, ne kadar güçlü görünürsen görün, içindeki küçük kız iyileşmemişse hayat seni hep aynı yere götürür. Aynı tür hayal kırıklıkları, aynı kırgınlık biçimleri, aynı “neden yine böyle oldu?” sorusu…
Çünkü insan, bildiği acıya bilinmeyen mutluluktan daha kolay gider.
Hepimiz olmak istediğimiz kadınla, şu an olduğumuz kadın arasında bir yerde yaşıyoruz. Hayallerimiz başka bir versiyonumuzu gösteriyor bize: Daha net, daha cesur, daha özgür… Ama alışkanlıklarımız eski hikâyelere bağlı kalıyor. Tanıdık olan, güvenli geliyor. Oysa güvenli olan her zaman sağlıklı değildir.
Canım Kadın, bazen ışığı değil gölgeyi seçiyoruz. Çünkü gölge tanıdık. Çocukken gördüğümüz sevgi biçimi buysa, yetişkin olduğumuzda da benzerini arıyoruz. Değer görmek için çabalamayı öğrendiysek, kolay gelen sevgiyi ciddiye almıyoruz. Susarak kabul gördüysek, sınır koyduğumuzda suçluluk hissediyoruz.
Bu bir zayıflık değil. Bu, bilinçaltının ezberi.
Ama şunu bil: Ezber bozulabilir.
Olmak istediğin kadın, bir hayal değil. O, potansiyelinin çağrısı. İçindeki ışığın sesi. Ama o sese........
