GÖZÜMÜZ DOYUYOR, ZİHİNLERİMİZ AÇ
Son zamanlarda sosyal medyada gezinirken sıkça takıldığım, zihnimi fazlasıyka kurcalayan bir çelişki var.
Hani ekranı parmağımızın tek bir hareketiyle yukarı doğru kaydırırken gözümüzün önünden akıp giden o sonsuz dünya...
İşte o akışta, insana adeta toplumsal hafızamızın ve estetik anlayışımızın nereye ulaştığını gösteren garip bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz.
Bir yanda; özenle hazırlanmış, renk renk avokadolarla, yumurtalarla süslenmiş bir kahvaltı tabağı fotoğrafı...
Altındaki beğeni sayısı binleri, hatta on binleri buluyor.
Yorumlar havada uçuşuyor, kaydetmeler rekor kırıyor.
Diğer yanda ise; günlerce üzerine düşünülmüş, bir birikimin, emeğin ve duygunun ürünü olan, insana ve hayata dair derinliği olan bir yazı...
Beğeni sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor; çoğu kişi ilk paragrafı bile tamamlamadan, yazının uzunluğundan gözü korkup ekranı hızla geçip gidiyor.
Şimdi durup sormak gerekiyor: Neden?
İnsanların ilgisini sadece........
