GÖKYÜZÜ BİZDEN DAHA TEDBİRLİYDİ
Yangınlar söner, duman dağılır, yağmur diner. Peki biz yaşananlardan hiçbir şey öğrenmiyorsak, gerçekten tehlike geçmiş sayılır mı?
O gün Elazığ Organize Sanayi Bölgesi’ne oldukça uzaktaydım.
Yangını görmedim önce.
Başımı kaldırdığımda gökyüzüne doğru yükselen simsiyah, yoğun ve ürkütücü bir duman vardı. Öyle birkaç dakika sonra dağılıp gidecek cinsten değildi. Bir fabrikanın sınırlarına sığmamış, kilometrelerce öteden “Burada bir şey oluyor” diye şehre haber veren kara bir sütun gibiydi.
Gökyüzünün mavisine büyük bir koyuluk çökmüştü.
İnsan bazen felaketin büyüklüğünü siren seslerinden değil, gökyüzünün değişen renginden anlıyor.
Elazığ Organize Sanayi Bölgesi’nde bir fabrika yanıyordu.
Ben uzaktan o kara dumanı izlerken aklımdan bir soru geçti:
Biz neden bazı tehlikeleri ancak dumanı gökyüzüne ulaştığında fark ediyoruz?
İnsanoğlunun tuhaf bir alışkanlığı var.
Yangın çıkmadan önce yangın tüpünü sorarsanız fazla ayrıntıcısınızdır.
Acil çıkışı sorarsanız evhamlı...
Tatbikat deseniz, “İşimiz gücümüz var.”
Risk analizi deseniz, dosyası mutlaka vardır.
Dosyanın nerede olduğunu sorarsanız...
İşte orada işler biraz karışabilir.
Ama yangın çıktı mı hepimiz bir anda iş güvenliği uzmanına dönüşürüz.
Ardından telefonlarda, televizyonlarda ve sosyal medyada o tanıdık cümle dolaşmaya başlar:
“Büyük geçmiş olsun.”
Elbette geçmiş olsun.
Ama bazı meseleleri artık “geçmiş olsun” demek zorunda kalmadan önce konuşmamız gerekmiyor mu?
GÖKYÜZÜ SONRA BAŞKA BİR ŞEY SÖYLEDİ
O gün birkaç saat sonra ilginç bir şey daha........
