ÇOCUK BAYRAMIN SEYİRCİSİ Mİ, ÖZNESİ Mİ?
Bir toplumun geleceği, çocuklarına hangi değerleri nasıl aktardığıyla şekillenir. Bayramlar, özel günler, milli ve dini kutlamalar yalnızca takvimde işaretli günler değildir; onlar aynı zamanda bir milletin hafızasıdır. Çocuk için ise bayram, hem sevinç hem kimliktir. Peki biz çocuklara bayramları gerçekten yaşatabiliyor muyuz?
Amerika’da bu iş nasıl yapılıyor, Türkiye’de durum ne? Amerika’da bu konuları ister istemez bizim ülkemiz ile kıyaslıyorum. Bir anne, bir eğitimci olarak daha dikkatli sosyal açıdan da gözlemleyebiliyorum.
Amerika’da bayramlar planlı, öğretici ve hazırlıklar çocuk merkezli yapılıyor. Ayrıca Amerika’da özel günler yalnızca aile içi geleneklerle değil, okul sistemiyle birlikte yaşatılıyor. Bayramlar pedagojik bir araçtır. Bazı etkinliklerdeki gözlemlerimi kısaca paylaşayım.
Halloween (Cadılar Bayramı) (31 Ekim)
Bu gün, yalnızca farklı kostüm giyip şeker toplamak değildir. Okullarda çocuklara günün tarihsel kökeni anlatılır, sınıf içi etkinlikler düzenlenir, yaratıcılık teşvik edilir. Çocuk aktif katılımcıdır. Aileler haftalar öncesinden hazırlık yapar. Evler süslenir. Mahalle kültürü canlanır. Çocuklar ve aileler birlikte evlerde, sokaklarda, kutlarlar.
Bu uygulamada çocuk; cesaret, sosyal iletişim ve topluluk bilinci kazanır.
Thanksgiving (Kasım – Şükran Günü)
Şükran Günü’nde okullarda “minnet listeleri” hazırlanır. derslerinde ilk yerleşimciler ve Kızılderililer konusu işlenir. Çocuklara şükretmenin önemi öğretilir. Aileler büyük sofralarda toplanır. Sofrada herkes o yıl için minnet duyduğu bir şeyi paylaşır. Uzak şehirlerde yaşayan aile bireyleri bir araya gelmeye gayret ederler.
Bu gelenek çocukta empati, aile bağları, tarihsel bilinç, şükran ve paylaşım bilinci oluşturur.
Christmas (Noel) (25 Aralık)
Noel sadece hediye değildir; yardım kampanyaları (oyuncak bağışı gibi)........
