HOLLYWOOD SİNEMASI VE SANATIN GÜCÜ
Tv’yi açtınız. Bir uçakta, yanında siyah cübbeli ve sarıklı birileri olan bir adam görüyorsunuz. Karşısında ise düzgün giyimli, karizmatik bir Amerikalı… Size uçakta “tehlikeli olan kim?” diye sorsam, çoğu kişinin cevabı neredeyse refleks hâlinde şöyle olacaktır: Tehlikeli olan cübbeli ve sarıklı olan...
Soğuk Savaş’ın en sert dönemleri… ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki ideolojik mücadele sadece silahlarla değil, hikâyelerle de yürütülüyordu. İşte tam bu noktada Rocky sahneye çıktı. Rocky Balboa, karşısındaki Sovyet devi Ivan Drago’yu ringde yendiğinde hepimiz içten içe sevindik. Ama bu sadece bir boks maçı değildi. Bu, “Amerikan ruhu, Sovyet sistemini yener” mesajının sinematik bir ilanıydı. Ve bu mesaj daha çocuk yaşlarda zihnimize kazınmıştı…
Aynı dönemlerde Vietnam Savaşı’nı kaybetmiş bir Amerika vardı ama Rambo sayesinde bu yenilgi yeniden yazıldı. Tek başına bir orduya dönüşen bu karakter, “Aslında biz kaybetmedik ve daha güçlüyüz” algısını izleyicinin zihnine kazıdı.
Sonra tehdit değişti. Bu kez düşman ne Rus’tu ne Vietnamlı… Gelecekten gelen belirsiz tehlikeydi. Bilimkurgu türündeki The Terminator ve devam filmleriyle, insanlığı yok etmeye gelen makineler anlatıldı. Ama yine çözüm Amerikalıydı. Sarah Connor ve........
