GELECEĞİN EN BÜYÜK TEHLİKESİ: SU SAVAŞLARI
“Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su…”
Su, İslam inancında tüm canlılığın temelidir ve çok önemlidir.
İslam medeniyetinin suya verdiği önemi anlatmaya bu köşenin sınırları yetmez; aslında suyun değerini kavramak için sayfalarca yazıya da gerek yoktur. Suyun önemini anlamak istiyorsanız, üç gün susuz kalmanız yeterlidir.
Fuzuli’nin, yukarıdaki dizesi yalnızca peygambere duyulan bir aşkı anlatmaz; suyun insan hayatındaki yerini, anlamını ve değerini de derin bir şekilde ortaya koyar. Onun dünyasında su, sıradan bir varlık değildir. Bazen gözyaşıdır, bazen rahmettir, bazen de içimizdeki yangına çare arayan bir merhamet dilidir. Kısacası su, bir medeniyetin ruhudur.
İslam medeniyeti de suya tam olarak bu gözle bakmıştır. Akan bir nehir kenarında dahi olsa suyun ölçülü kullanılması gerektiğini öğütleyen bu anlayış, suyu sadece bir ihtiyaç değil, korunması gereken kutsal bir emanet olarak görür.
Dikkat çekici bir hadis rivayetinde Fırat Nehri’nin sularının çekileceği, dibinden büyük bir hazine çıkacağı ve insanların bu hazine uğruna birbirleriyle savaşacağı ifade edilir. Bu rivayet çoğu zaman “ altın ve hazine” üzerinden okunur. Oysa asıl üzerinde durulması gereken nokta farklıdır:
Bugün bu ifadeyi yeniden düşündüğümüzde, karşımıza sembolik ama son derece gerçek bir tablo çıkar: İnsanoğlunun sahip olduğu en büyük hazine sudur. Su çekildiğinde, insanlık çatışmaya başlar...
Modern dünyanın verileri de bu gerçeği doğrular niteliktedir. Küresel ısınma,........
