menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ELÂZIĞ’DAN AMERİKA’YA BİR ÖZGÜRLÜK MANİFESTOSU: MODERN MAĞARALARIN TUTSAKLARI

67 0
26.09.2026

“Kamyonlar dolusu eşyanın kölesi olan yerleşikler ve bütün dünyası elinin altında olan özgür göçebeler… Beton duvarlar arasında tükenen hayatlar üzerine bir manifesto.”

Elâzığ’dan genç bir öğrenci olarak çıkıp yurt dışında eğitim gören, yıllar içinde doçentlik ve profesörlük unvanlarını alan, şimdilerde ise emekliliğin dinginliğini yaşayan kıymetli bir hocamız anlatmıştı.

Bir sohbet esnasında laf lafı açmış, konu modern insanın çıkmazlarına gelmişti. Amerika’da doktora yaptığı yıllarda deniz kenarında bir göçebe reisiyle tanışmış ve ona sormuş:

“Neden yerleşik hayata geçmiyorsunuz? Daha rahat olmaz mı sizler için?”

Göçebe reisi soruyu derin bir tebessümle karşılamış ve unutulmayacak bir cevap vermiş:

“Ömür çok kısa. Bu kısa ömür için bunca yüke değer mi? Tabiat bütünüyle önümüzdeyken dört duvara neden mahkûm olalım? Şehrin keşmekeşi, faturalar, ruhu ezen stresli koşuşturmalar… Değer mi bu kısacık ömrü heba etmeye?”

Bu sözlerin özünde önemli bir hakikat gizlidir.

İnsan, huzur arayışıyla şehirler ve beton yapılar inşa ederken zamanla tabiattan uzaklaştı. Sonra da kaybettiği doğayı resimlerde, parklarda ve ekranlardaki yapay manzaralarda yeniden üretmeye başladı. Bir bakıma önce doğadan koptu, ardından doğaya duyduğu özlemi beton duvarların arasında gidermeye çalıştı.

Modern insanın trajedilerinden biri de budur: Doğayı kendi ellerimizle eksiltirken ruhumuzdaki tabiat ihtiyacını da yok sayıyoruz. Oysa insan yalnızca beton, asfalt ve ekranlardan ibaret bir dünyada yaşamaya uygun değildir.

Göçebe ruhun ise bambaşka bir ritmi vardır: Daha az eşya, daha az mülkiyet, daha az yük…

Yerleşik insan çoğu zaman geleceğin daha........

© Günışığı Gazetesi