menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Özenle Örülmüş Kuleler

34 0
03.06.2026

Bazı masallar vardır; onları çocuklara anlatılmış basit hikâyeler sanırız. Oysa yıllar geçtikçe fark ederiz ki, o hikâyelerin içinde insan ruhuna dair rahatsız edici derecede gerçek şeyler saklıdır. Rapunzel de bunlardan biridir. Hepimizin zihninde aynı sahne belirir: Ormanın ortasında yükselen bir kule, pencereden aşağı sarkan altın sarısı saçlar ve onu kurtarmaya gelen bir prens. Hikâyeyi böyle hatırlarız. Ama belki de gözden kaçırdığımız asıl mesele, Rapunzel’i kuleye neyin hapsettiğidir.

Çoğumuz onu demir parmaklıklarla çevrili bir mahkûm gibi düşünürüz. Oysa Rapunzel’i tutsak eden şey zincirler değildi. Daha tehlikeli bir şeydi: Sevgi gibi görünen kontrol.

Masalın başına dönelim. Her şey bir çocuğun doğumundan bile önce başlar. Bir kadının aşerdiği birkaç elma yüzünden yapılan anlaşma, aslında bir insanın kaderinin başkası tarafından sahiplenilmesidir. Cadı çocuğu zorla kaçırmaz; korkuyu, çaresizliği ve borçluluk duygusunu kullanır. Daha o günlerden itibaren görünmez ağ örülmeye başlanır.

Sonra Rapunzel büyür. Ama büyüdüğü yer dünya değildir; dünyanın yerine geçirilmiş küçük bir evrendir. Cadı ona işkence etmez, onu aç bırakmaz, dövmez. Tam tersine korur. En azından öyle görünür. Ona dışarının tehlikeli olduğunu söyler. Güvende kalmasının tek yolunun kendi yanında olmak olduğunu anlatır. İşte manipülasyonun en güçlü biçimi de burada ortaya çıkar. Çünkü insan kendisine zarar veren bir düşmana karşı savaşabilir. Ama kendisini........

© Günışığı Gazetesi