İDEALİZASYON SONA ERDİĞİNDE
İlişkilerde kusursuz görünen başlangıçlar ile sonrasındaki yıkım arasındaki çelişki, tesadüf değildir; narsistik döngünün kaçınılmaz diyalektiğini yansıtır. Maske düştüğünde geriye kalan enkazdan özgürleşmek, bu karşıtlığı derinlemesine anlamaktan geçer.
Bir rüya gibi başlar...
Başlangıçta her şey kusursuz bir rüya gibi gelebilir. Sanki evren, yıllardır aradığınız kişiyi tam karşınıza çıkarmıştır. Ruh eşiniz gibi hissettirir; geleceğiniz tam istediğiniz gibi şekilleniyor, içinizde umut ve inanç filizleniyordur. Size gösterilen ilgi sınırsızdır, övgüler bitmez, hediyeler ardı ardına gelir.
Tam aradığınız kişi gibi görünür. Ruhunuzun derinliklerini anlıyor, sorunlarınızı çözmek için hep orada olmak istiyor gibi bir izlenim bırakır. Peki, bu kadar kusursuz görünen tablonun ardında ne yatar?
Her Tez, Kendi Antitezini İçinde Barındırır
Gerçek şu ki, yaşanan o kusursuz mükemmellik tehlikeli bir yanılsamadır. Sevgi sandığımız şey, aslında kişiyi kendine bağlamak için kurulan manipülatif bir mekanizma, yani "sevgi bombardımanıdır." Amacı nettir: Bireyi bağımlı kılmak.
İşin en acı çelişkisi ise şudur: Narsist kişi o anda buna gerçekten inanıyor olabilir; onun için de "doğru kişi" sizmişsiniz gibi hissedebilir. Bu yüzden ilk aşama bu kadar ikna edici ve sarsıcıdır.
İdealizasyon ve Değersizleştirme........
