ORTADOĞU’DA YAŞANAN ZULMÜ ANLATAN ŞİİRLER-2-
İnsanın, yaratılan canlılar içerisinde en kıymetli, en değerli varlık, yani Eşrefül Mahluk olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek hem de inkar götürmez bir gerçek. Bu duygu ve düşüncemizi zaman içerisinde dillendirir dururuz insanın değerinin bilinmesi adına.
İnsanın, yaşam süresi içerisinde fıtri olarak kaldırabileceği ve ya kaldıramayacağı bazı yükleri vardır ve bunların çoğunun kişisel olmaktan öte toplumsal yükleri olduğu da ayrı bir gerçek.
Yine insanın, yaşam süresi içerisinde dünyada, ülkesinde ve etrafında yaşanan olumsuzluklar karşısında ne ve neler yapabileceği, ne ve neler söyleyebileceği ve neleri dillendirebileceği hususunda da zorlanmakla kalmayıp tıkandığı anları bile olabilmekte.
Bizimde zaman içerisinde içeride olsun, dış etkenler tarafından olsun bölge ve özellikle ülkemiz üzerinde oluşturulup oynanmak istenen oyun ve tezgahların olmadık bir hayal uğruna büyük bir hırsla durmaksızın yaşatılan olumsuz gelişmeler karşısında çok eskilerde, yani çok geçmişte yapılması gerektiği halde yapılamayan teknoloji ve gibi birçok gelişmelerin eksikliği karşısında dua etmekten öte bir şeyler yapamayıp çaresiz kalıp tıkandığımız anlarımız olmakta.
Bu sebeple geçen hafta olduğu gibi bu hafta da bu dönem ve bugünler de mazlumun yanında olan, olmaya çalışan şair ve yazar dostların hak ve hukuk tanımazların yaptıkları zulüm karşısında üzüntülerini kalemleriyle dile getirmiş oldukları sitemlerini paylaşmak istedik karınca misali.
İşte bugün; o günlerden biri ve biz de bugün bunların bazılarını yapmaya, yapılan çalışmaları sizlerin bilgisine sunmaya çalışıyor mazlumlara zulm eden Siyonist ve haçlı zihniyetleri yaptıkları zulüm, yaşattıkları sıkıntı ve uyguladıkları soykırımdan ötürü şiddetle kınıyor, Allah’ın Şedidliğine havale edip muhatap olmalarını Yüce Mevla dan niyaz ediyoruz.
Dualarımızla var olduğumuz bilinciyle duamız mazlumlara, bedduamız zalimlere olsun.
Allah; ülkemizi ve aziz milleti olan, asırlardır üzerinde oynanan oyun ve oluşturulan girdaba rağmen tüm unsurlarıyla bir bütün halinde yaşayan ve yaşamaya çalışan Aziz Türk Milleti ni her tür şer ve şirretten muhafaza eylesin.
Ne Mutlu Türküm Diyene ve diyebilenlere…
*İşte biz kitabı sana böyle indiriyoruz. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler, şunlardan da (müşrikler) ona inananlar var. Ayetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez. Ankebut;47
Sen bundan önce ne bir kitap okuyabiliyor ne de onu kendi elinle yazabiliyordun; öyle olsaydı gerçeği çürütmeye çalışanlar kuşkuya düşerlerdi. Ankebut;48
Hayır! O (Kur’an), bilgiye mazhar kılınmış olanların sıkıntıya düşmeden anlayabilecekleri apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi zalimlerden başkası inkâr etmez. Ankebut;49
Onlar hâlâ, “Rabbinden ona bazı mucizeler indirilmeli değil miydi?” diyorlar. De ki: “Mucizeler yalnız Allah’ın katındadır; ben sadece bir uyarıcıyım.”Ankebut;50
Kendilerine okunan bu kitabı sana göndermiş olmamız onlara yetmiyor mu? Elbette inanan bir topluluk için onda rahmet ve ibret vardır. Ankebut;51
Kudreti derya'ya açtım özümü
Kula kul olandan geri dur dendi
İblisin elinde şeytan sözünü
Birebir tutandan geri dur dendi
Bende tenhalarda aştım bendimi
Bir garip rüyada buldum kendimi
Masum sübyanların naçar halini
Gören elbet bilir geri dur dendi
Arşı alem titrer dedim divana
Bu kulun Cenk etse yetmez cihana
Dünya kötülerin mekanı amma
İyiler seçilir geri dur dendi
Divane Burçağın azdı yarası
İkrar'ı yürekte puldu parası
Paha biçmediği dostla arası
Nifakla taçlandı geri dur dendi
Burçak Karataş/Malatya-Hekimhan
