MODERN ZAMAN PANAYIRI: TEKNO-AHIR
İşte insanlığın kendi elleriyle ördüğü o teknolojik ahırın hikâyesi:
Ezelden beri insan, göğüs kafesinde bir "mânâ" kuşu taşır.
Bu mana kuşu kanat çırptıkça evreni titretir, öz bilincinin aynasında Tanrı’nın gölgesini arardı.
Sonra bir gürültü koptu; buharın soğuk nefesi, fabrikanın sağır edici çığlığına karıştı.
Aydınlanma dediğimiz o parlak güneş, meğer zihinlerimizi aydınlatırken ruhlarımızı buharlaştıran bir fırınmış.
Şeriati’nin o acı tebessümüyle bakıyoruz şimdi: Âlim olduk ama cahil kaldık:
Elimizde diplomalar, cebimizde unvanlar; lakin kendi zamanımızın gurbetçisiyiz.
Bilgi bir dağ gibi yığılıyor önümüzde, fakat biz o dağın altında kalan karıncalarız.
Bilim, düşüncenin boğazına sarılmış bir cellat gibi; geliştikçe eksiliyoruz, ilerledikçe kendimizden uzaklaşıyoruz.
Eşekleşmenin Estetiği
Eskiden insanı dini afyonlarla uyuturlarmış; şimdi ise uyuşturucumuzun rengi mavi; adı ise bildirim sesi
Ne muazzam bir komedi!
Kutuplara buzdolabı satmak kadar absürt bir çağda yaşıyoruz. Altımızda; Mercedes, Renault, Toyota, Ford marka atlar, elimizde camdan tanrılar (akıllı telefonlar)...
Hür........
