HERKES ŞEHRİ ELEŞTİRİYOR, PEKİ KENDİMİZİ?
Hepimiz şehrimizin kalkınmasını istiyoruz.Daha fazla yatırım gelsin, fabrikalar açılsın, istihdam artsın, ticaret canlansın, gençlerimiz kendi memleketlerinde gelecek kurabilsin, yollarımız ve şehircilik hizmetlerimiz daha iyi olsun istiyoruz.Eksikleri görüyor, yanlışları eleştiriyor, yöneticilerden, kurumlardan, siyasetten, belediyelerden ve devletten daha fazlasını bekliyoruz.Elbette beklemeliyiz.Fakat bütün bunları söylerken çok önemli bir soruyu çoğu zaman sormuyoruz:Peki biz kendi üzerimize düşeni ne kadar yapıyoruz?Bir şehrin kalkınmasını gerçekten istiyorsak, belki de tartışmaya tam buradan başlamamız gerekiyor.Fırıncı ekmeğini iyi yapıyor mu?Usta yaptığı işin arkasında duruyor mu?Esnaf sattığı malın kusurunu müşterisine söylüyor mu?Sanayici kaliteli üretim yapıyor mu?İşveren çalışanının hakkını zamanında ve eksiksiz veriyor mu?Çalışan aldığı ücretin karşılığını hakkıyla veriyor mu?Öğretmen öğrencisini kendi evladı gibi düşünüp yetiştiriyor mu?Doktor hastasına gereken özeni gösteriyor mu?Mühendis attığı imzanın sorumluluğunu taşıyor mu?Avukat, kendisine emanet edilen hakkı adalet, dürüstlük ve meslek ahlakı içerisinde gereği gibi savunuyor mu?Kamu görevlisi karşısındaki vatandaşa gerçekten hizmet edilmesi gereken bir insan olarak mı bakıyor?Yönetici bulunduğu makamı bir imkân olarak mı, yoksa kendisine verilmiş bir emanet olarak mı görüyor?Ve en önemlisi:Başkalarının yanlışlarını bu kadar kolay görürken kendi yanlışlarımızı ne kadar görebiliyoruz?Belki de bugün toplum olarak yeniden hatırlamamız gereken en önemli değerlerden biri Ahilik ahlakıdır.Ahilik yalnızca geçmişte kalmış bir esnaf teşkilatı değildir.Ahilik; ticaretten üretime, insan ilişkilerinden toplumsal dayanışmaya kadar hayatın merkezine ahlakı yerleştiren bir anlayıştır.Ve Ahiliğin temelinde son derece açık kurallar vardır:Dürüstlük ve doğruluk:Ticarette hile yapmamak, müşteriyi kandırmamak , malın kusurunu gizlememek.Helal kazanç:Kazancı emeğe, alın terine ve meşru ticarete dayandırmak; haksız kazançtan uzak durmak.İş ahlakı:Mesleği yalnızca para kazanmanın yolu olarak değil, insana ve topluma hizmet etmenin bir vasıtası olarak görmek.Kaliteli üretim:“Nasıl olsa kimse görmez” demeden, yapılan işi en iyi şekilde yapmak; kusurlu mal ve hizmeti bilerek insanlara sunmamak.Adalet:Ölçüde, tartıda, ücrette, alışverişte ve insan ilişkilerinde hakkaniyetten ayrılmamak.Müşteri hakkını gözetmek:Verilen sözün arkasında durmak, insanları mağdur etmemek ve kazanmak uğruna başkasının hakkını çiğnememek.Kanaatkârlık:Kazancı hayatın tek ölçüsü hâline getirmemek, aşırı kazanç hırsının insanı ahlaktan........
