menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ALGI İMPARATORLUĞU ÇÖKÜYOR: HALK GERÇEĞİ GÖRÜYOR

10 0
29.03.2026

Dünya artık sadece savaşlarla değil, kurulan düzenlerle yönetiliyor.

Silahların yerini algılar, orduların yerini sistemler aldı.

Ve bu sistem, son yüz yıldır aynı yöntemle işliyor:

Kaos üret, toplumları böl, sonra yönet.

Bu düzenin en belirgin aktörlerinden biri de siyonist akıl ve onu besleyen küresel güç odaklarıdır.

Çünkü onların gücü sadece askeri değil; zihinsel, siyasi ve kültüreldir.

Bir ülkeyi yıkmak için artık işgal etmeye gerek yok.

Onu içeriden çökertmek yeterlidir.

Bunun için üç şey hedef alınır:

Basın, inanç ve siyaset.

Gerçekleri anlatmak için değil, yeniden yazmak için kullanılır.

Haklı olan haksız, mazlum olan suçlu gibi gösterilir.

Toplumlar yavaş yavaş alıştırılır.

Öyle ki bir süre sonra insanlar, kendi gözleriyle gördüğüne bile şüpheyle bakar hale gelir.

Bir toplumu ayakta tutan en güçlü bağdır.

İşte bu yüzden hedef alınır.

Aynı kıbleye dönen insanlar birbirine düşürülür.

Değerler aşındırılır, maneviyat zayıflatılır.

Çünkü inancını kaybeden bir toplum, yönünü de kaybeder.

En kritik hamle burada yapılır.

Küresel güçler ülkeleri doğrudan yönetmez.

Onun yerine yönetenleri belirler.

Destekledikleri, önünü açtıkları ya da bağımlı hale getirdikleri aktörlerle ülkelerin kaderini şekillendirirler.

Böylece bir ülke, kendi eliyle kendi geleceğini teslim eder.

Ama bu planın her zaman hesaba katılmayan bir yönü vardır:

Çünkü halk her zaman çizilen sınırlar içinde kalmaz.

Ve her zaman kendisine söylenene inanmaz.

Bugün bunun en net örneklerinden biri son İran saldırılarıyla ortaya çıktı.

Bölgeyi yeniden karıştırmak, yeni bir kaos alanı oluşturmak ve buradan beslenmek.

Çünkü bu düzen, barışla değil; çatışmayla büyür.

Kargaşa onların yakıtıdır.

Fakat hesap edemedikleri bir şey oldu.

İran’da sadece bir devlet refleksi değil,aynı zamanda güçlü bir vatan ve inanç bilinci ortaya çıktı.

Halk ile yönetim, nadir görülen bir şekilde aynı noktada birleşti.

Bu, sıradan bir direnç değildir.

Bu, yıllardır aşındırılmaya çalışılan değerlerin hâlâ canlı olduğunun göstergesidir.

Çünkü bir toplum, vatanını ve inancını kaybetmediği sürece dışarıdan kurulan hiçbir oyun tam anlamıyla başarıya ulaşamaz.

İşte tam da bu yüzden bu oyunu görmek zorundayız.

Basının nasıl yönlendirdiğini…

Siyasetin nasıl şekillendirildiğini…

İnancın nasıl hedef alındığını…

Bugün dünya ikiye ayrılmış durumda:

Yukarıda kurulan güç dengeleri…

Aşağıda yaşayan insan vicdanı…

Üstler onların olabilir.

Medya onların diliyle konuşuyor olabilir.

Siyaset onların çizdiği sınırlar içinde kalıyor olabilir.

Ama bir şeyi hâlâ tam kontrol edemiyorlar:

İnsanların içindeki adalet duygusunu.

Çünkü hiçbir propaganda,bir çocuğun ölümü karşısında insanın içindeki gerçeği susturamaz.

Ve tarih bize hep aynı şeyi söyler:

Tepeden kurulan düzenler, tabandan kabul görmediği sürece yıkılmaya mahkûmdur.

Bugün belki sesler bastırılıyor.

Belki gerçekler gölgeleniyor.

Ama sessiz çoğunluk her şeyi görüyor.

Ve o sessizlik, bir gün yönünü bulduğunda dünyanın dengesi değişir.

O gün geldiğinde tarih şunu yazacak:


© Günışığı Gazetesi