Poşet şeker, yamalı pantolonlu çocuklar ve bayram barışı
Çocukluğunda, bayram günü yamalı pantolonlarıyla ev ev dolaşıp, bir tarafı kırmızı bir tarafı beyaz poşetsiz şeker toplarlardı.
Kimse onlara poşetli şeker vermezdi. Çünkü onlar ayaklarında kara lastikleri ve yamalı pantolonlarıyla gezen yoksul çocuklardı.
Bir defasında ev ev şeker toplarlarken sınıfın en zengini arkadaşlarının kapısını çalmışlardı. Kapıyı tesadüfen sınıf arkadaşıSema açmıştı. Sema onlara ayrıcalık göstermek istemiş ve poşetli şeker ikram etmişti. Ancak kapı gerisinde onları seyreden ebeveynleri için bu durum normal değildi.
‘ Kızım çocuklara yanlış şeker veriyorsun. Onların şekeri burada ‘ diyerek kırmız beyaz şekerlerin olduğu tası işaret etmişti.
Sema bunun üzerine elinden poşetli şekeri almış yerine o kırmızı beyazlı şekerlerden vermişti. Birkaç dakika da olsa poşetli şekere dokunmanın zevkini tatmışlardı. Sınıfsal farkındalığı öğrenmesi için onca kitap tüketmesine ihtiyaç kalmamıştı.
Evet akranları ile yamalı pantolonla gezerlerdi. Çocukların da büyükler gibi yamasız pantolon giyebileceklerini büyük şehire gidince fark etmişti.
Yine büyük şehirde sinemaya gitmek için bayram olmasına gerek olmadığını fark ediyordu. Onlar onca el öpmesi karşılığında toplayabildikleri bozuk paralarla sinemaya giderlerdi.
Çocukken bayramlardan ona kalan, yaşadığı dönemde çokça dillendirilen barışmak ile ilgili olanı, özcesi küskün akrabalarının ve komşuların barışmasıydı. Bayram günü mahalle de herkes birbirini mutlaka ziyaret ederdi.
Birbirine küs olanlar bayram günü barışırdı. Birbiriyle hiç konuşmayan babası ile amcası bayramda barışırlar, bayramlarını kutlarlardı. Biraz büyüyünce bayram günü barışmanın sabah namazında başladığına tanık olacaktı.
Otuz üç yıl sonra Ramazan........
