menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Çünkü bir defa toprağa kazma vurdum’

7 0
05.02.2026

Otogar işlevi gören ilçe kıraathanesi içinde, kendisi gibi şehre gitmek için yolların açılmasını bekleyenler vardı. Onların içinde dalgın ve üzgün biri dikkatini çekmişti. Yakın zamanda buradan tayininin çıktığını duymuştu. Bu soğuk havada mutsuzluğunun nedeni elbette buradan ayrılıyor olmasıydı. Oysa buraya çok isteyerek gelmişti.

O, yoksul aile çocuğu olup doğrularını öğretmek isteyen bir eğitmen, herkese anadilinde sağlık hizmeti vermeye çalışan bir doktor, şehircilik bilgisini kendi hemşerilerine sunmaya çalışan bir mühendis, halkını savunmaya çalışan bir avukat ya da başka meslekten, memleketine hizmet için gelen gönüllülerdenbiriydi. Bakışlarında kendisine sorduğu soruları okuyabiliyordu.

Kaç kişi onun gibi memleketinde çalışabilmişti?

Halkına hizmet ne anlama gelmekteydi?

Bunun ölçüsü neydi?

Bunun için hangi kararlaşma süreçlerinden geçiliyordu?

Hizmet edilen halk hizmet edene ne kadar değer veriyordu?

Ve onu ne kadar koruyordu?

Memleketin herhangi bir fakültesinden mezun olan biri neden memleketi yerine uzaklar da çalışmayı tercih ediyordu?

Modern ülkeler kendileri için çalışacak meslek sahibi kişilerden, memleketlerinde çalıştıkları döneme dair ‘iyi hal belgesi’ istiyordu. Onlar memleketinde çalışmayı önemsiyorken, neden burada yok sayılıyordu? Yolun açılmasını bekledikleri küçük otogar ofisinde tayincinin gözlerinde bu soruları okuyordu. Kendisi onun gibi çalışırken değil, emekli olduktan sonra gelmişti. Bu yüzden gelişi farklıydı. Ama yanıtlayamadığı sorular kendisinin de yanıtını aradığı sorulardı. Belki kendisi de bir ayrılığa hazırlanıyordu. Belki de kara kış bahaneydi, bir daha buraya geri dönmeyecekti. Böylece onu memleketinden kovmaya çalışan, bunun için her şeyi yapan komşuları kazanmış olacaktı.

Hem neden memleket diyordu?

Konuşmak zorunda olduğu resmiyet dilinde doğduğu ve şimdi yasadığı topraklar memleket, coğrafya, yurt, ülke, vatan diye, her biri soldan sağa ideolojik bakışa göre tanımlanıyordu. Belki yaşadıklarından sonra ona en yakın tanım ‘memleket’ olmuştu. Belki de yaşadıkları onu........

© Güneydoğu Ekspres