menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şairin nefesi yetmez, şiirin nabzı artar

28 0
16.07.2026

‘Asiliği ve hüznü birlikte yaşayanlar için Munzur’un soğuğu cana yazılmaz ’ diyerek, gözelerden sertçe, ama hissedene hayli romantize çağlayan Munzur’a, beyaz mı beyaz köpüren kıyısından, heyecanla dalıveriyor.

Ama Munzur gözelerinin soğuğu cana olmasa da, tene harbiharbi yazıyor. İçinde durmak mümkün değildir.

Ve eğer ‘ suya düşen bir karanfil değilsen’ deli dalgalarsuda ki şaşkına fenayazıyor.

Bir deniz gibi derin olmayan, ama bir denizden daha fazlasını anlatan, beyazımsı köpüren dalgalarıyla, onu‘ o taştan bu taşa’ vuran Munzur ne yapmak istiyor?

Bir dem sonrası, tabanında taşlar kayıyorken ve ayakta duramıyorken, maziden onca yüzün izini taşıyan bir kadının elleri, ellerini tutuyoransızın.

“Demek ki Munzur’dan çıkma zamanı.”

“ Titreme, güneşte kal, ısınman lazım”

“Üşümekten değil, ’yangın yılları’ şiirleri gibi titriyorum.”

“Yalnız değilsin. Bak etrafa onlarca kişi seni izliyor. Ben de onlardan biri gibi izliyordum. Ama su ile kavganı görünce desteğe geldim.”

“ Seni, sen’leri biliyor ve hatırlıyorum… acaba sen hangi sen’sin?”

“ İçeriden çıkınca karşılaşmıştık. Ben o sen’lerdenim.”dedi kısa saçlı, makyajsız, desenli gömleğe Dersim şalvarını çekmiş kadın.

“ Hatırlıyorum, ‘bana içeriyi anlat!’dediğimde , sen bana ‘ su çürüdü ‘ şiirini okumuştun. Hem de tutsaklıkla ilgili onca şiir varken okumuştun.. Ve şimdi beyaz beyaz köpüren ve coşan suyun yanındayken, beni bu coşkulu sudan sen çekiyorsun. Belki hayal görüyorum. Belki Ahmet Telli’yi özlemişimdir.”

“ Belki sana iyi........

© Güneydoğu Ekspres