menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir kelimenin ağırlığı

18 0
19.08.2026

Bazı dönemlerde kelimeler yalnızca kelime değildir. Bir cümle, bir sıfat, bir ifade kimi zaman yılların biriktirdiği acıların üzerine düşen bir kıvılcım, kimi zaman da uzun zamandır kapalı duran bir kapının aralanması olabilir. Özellikle çatışmaların, ölümlerin, sürgünlerin, cinayetlerin ve adalet duygusunun yara aldığı toplumlarda kullanılan dilin sıradan bir iletişim aracı olmadığını bilmek gerekir.

Bizim coğrafyamız, bunun acı tecrübelerini fazlasıyla yaşadı.

Son elli yılda birkaç nesil, adı çoğu zaman tam olarak konulamayan, farklı tanımlarla anlatılan uzun bir çatışmalı sürecin tanığı oldu. Kimi evlatlarını kaybetti, kimi evinden yurdundan oldu. Kimi sürgünü, kimi öç alma duygusunu, kimi faili meçhul bırakılan cinayetlerin ağırlığını taşıdı. Kimi ise bütün bunların ortasında, hakkın ve adaletin bir süreliğine rafa kaldırılabileceği duygusuyla yaşamak zorunda kaldı. Böylesine ağır bir geçmişin ardından bugün atılan her adımın, söylenen her sözün bir karşılığı vardır.

Yaklaşık iki yıldır devlet ile PKK arasında yürüyen ve farklı kesimler tarafından farklı biçimlerde adlandırılan yeni süreç, son düzenlemelerle birlikte başka bir merhaleye taşınmış görünüyor. Bu sürecin bundan sonraki aşamasında yalnızca atılacak adımlar değil, o adımların hangi dille anlatılacağı da en az kendisi kadar önemli. Çünkü toplumlar yalnızca yasalarla ve kararlarla değil, kullanılan kelimelerle de iyileşir. Hele ki söz konusu olan, onlarca yıllık acıların içinden geçerek gelmiş bir mesele ise...

Bu nedenle bugün yetki sahibi olanlara, kamuoyunun önünde bulunanlara, siyasetçilere, kanaat önderlerine, gazetecilere ve sözleri geniş kitlelere ulaşan herkese önemli bir sorumluluk düşüyor: Söylediğimiz sözün nereye dokunacağını düşünmek. Bir cümleyi kurmadan önce, o cümlenin başka bir insanın hayatında nasıl bir karşılık bulabileceğini hesaba katmak. Çünkü bizim bildiğimiz bir kelime, başkasının hatırasında bir cenaze olabilir. Bizim sıradan gördüğümüz bir ifade, başka birinin zihninde yıllar önce yaşadığı bir travmayı yeniden canlandırabilir. Bizim siyasi değerlendirme olarak kullandığımız bir cümle, başkaları tarafından küçümsenmek, dışlanmak veya yeniden tehdit altında hissetmek şeklinde algılanabilir. Bu nedenle özellikle böyle hassas dönemlerde haklı olmak kadar haklılığını nasıl ifade ettiğin de önemlidir. Üstelik mesele yalnızca kırıcı ifadeler kullanmamak değildir.

Teyit edilmemiş bir bilginin kesin gerçekmiş gibi aktarılması, henüz doğrulanmamış bir gelişmenin olmuş gibi sunulması, bir tarafın açıklamasının diğer tarafın........

© Güneydoğu Ekspres