menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adalet Bakanı Akın Gürlek Seyhan Avşar'a Konuştu: Rabia Naz ve Rojin Kabaiş Dosyası Yeniden Açılıyor

8 0
17.04.2026

Aradan geçen onca zamana rağmen hâlâ tek bir sorunun net yanıtı verilemedi:

Gülistan Doku’ya ne oldu?

Bu soru yalnızca bir ailenin değil, artık milyonların sorusu.

Çünkü Gülistan Doku dosyası, yıllar içinde yalnızca bir kayıp dosyası olmaktan çıktı; adalet sisteminin, devlet mekanizmasının ve toplumsal vicdanın sınandığı bir dosyaya dönüştü.

Bir genç kadın ortadan kayboldu.

Bir aile yıllardır evladını arıyor.

Kamuoyu her geçen gün biraz daha karanlıklaşan bir dosyanın peşinden gidiyor.

Ve altı yıl boyunca bu dosyada somut bir sonuca ulaşılamıyor.

İşte tam da bu yüzden Gülistan Doku dosyası Türkiye’nin ortak vicdan meselesidir.

Bugün gelinen noktada dosya yeniden hareketlendi.

Adalet Bakanlığı ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde yapılan yeni çalışmalar, kamuoyunda yıllardır sönmeye yüz tutmuş adalet umudunu yeniden canlandırdı.

Altı yıl sonra ilk kez, devletin en üst adalet makamından bu dosyanın yeniden ele alındığı yönünde güçlü mesajlar geliyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sordum.

Gülistan Doku dosyası neden yeniden gündeme alındı?

Soruşturma hangi aşamada?

Bu dosyada gerçekten yeni bir irade var mı?

Bakan Gürlek’in verdiği yanıt dikkat çekiciydi:

“Adalet Bakanlığı bünyesinde bir ekip kurduk. Bu ekip vicdanları yaralayan dosyaları inceleyecek. Sadece Gülistan Doku dosyası değil; Rabia Naz ve Rojin Kabaiş dosyaları da inceleniyor. Faili meçhul kadın ve çocuk dosyalarının üzerine titizlikle gideceğiz. Gülistan Doku dosyasını ise Tunceli Başsavcısı titizlikle inceledi. Elini taşın altına koymuş durumda. Gerekli incelemeleri yapıyor. Böylesine hassas dosyalarda ucu kime dokunursa dokunsun, titizlikle soruşturmayı yürüten başsavcılarımızın yanındayız.”

Bakan Gürlek’in cümleleri bürokratik bir yanıt değildi. Yıllardır karanlıkta bekleyen dosyalar için bir irade beyanı olarak değerlendirdim bu açıklamayı.

Özellikle “ucu kime dokunursa dokunsun” vurgusu çok önemli.

Çünkü Türkiye’de faili meçhul dosyalara dair toplumun en büyük korkusu şudur:

Eğer dosyanın ucu güçlü bir isme dokunuyorsa, gerçek ortaya çıkar mı?

İşte bu nedenle bu cümle yalnızca bir açıklama değil; kamu vicdanına verilmiş bir taahhüt niteliğinde.

Bakan Gürlek’in ardından yargı kulislerinden edindiğim bilgiler de bu iradenin sözde kalmadığını gösteriyor.

Dosyadaki baz istasyonu kayıtlarının yetkili isimler tarafından yeniden incelendiği, gelen ihbarların titizlikle ele alındığı belirtiliyor. Yani Gülistan Doku dosyasında kapsamlı bir ekip çalışma yürütülüyor.

Dünden beri tartışılan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel’i korumak için Gülistan Doku’nun telefonunu açtığı ve telefonu hemen savcıya teslim etmediği iddialarını da yetkili isimlere sordum. Maalesef bu iddia doğru.

Sayın Vali siz hangi sıfatla o telefonu incelediniz? Amacınız neydi?

Vali Bey’e onlarca soru sorabilirim. Ancak masumiyet karinesini çiğnememek için şimdilik susuyorum.

Ve bazı dosyalar yalnızca mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında da görülür.

Gülistan Doku dosyası işte tam olarak böyle bir dosya.

Şimdi herkes aynı cevabı bekliyor:

Gülistan Doku’ya ne oldu?

Bu soruya verilecek gerçek cevap, yalnızca bir kaybı değil, Türkiye’nin adaletle ilişkisini de ortaya koyacak.


© Gerçek Gündem