Bilmemiz ve Unutmamamız Gerekenler…
Şimdi biz kalkıp bunun adına tecrübe aktarımı mı diyelim? Yaşamı yaşanır kılması gerekenlerin yaşamı çekilmez kılmaları mı diyelim? Sorgulayan, tartışan, bakmayı, görmeyi, yorulmayı hedefleyenlere duyduğumuz ihtiyacı mı dile getirelim? Yaşama sevinci elinden alınan; üzüntüsü, acısı, umudu, derdi, yalnızlığı, sorumluluğu yok sayılanların çokluğuna mı dikkat çekelim? Bu soruların yanıtı bende yok, ne yazık ki pek çok kişide de yok…
Ancak olması gereken, altı çizilmesi gereken ne yazık ki çok konu ve sorun var. Örneğin bazı insanların mesleği onun var olma nedenidir; canıdır, kanıdır, can damarıdır, benliğidir, kimliğidir, kişiliğidir. Siyasi tarihimize ve geçmişe baktığımızda bunun örnekleri pek çoktur.
Gelelim halk olarak gündemimize…
“Eskiden çocuğum üniversiteyi kazanacak mı, nereyi kazanacak diye düşünürdük. Şimdilerde nasıl okutacağım diye kara kara düşünür olduk” diyen aileler! Atanmayan ve sayıları 1 milyonu bulan öğretmenler! Tarımda Avrupa birincisi ve dünya yedincisi olarak tarih yazdığımızı açıklayan bakan! Tam da burada bir eğitimci olarak MEB ne düşünüyor; bir tüketici olarak madem tarımda tarih yazmışız, o zaman tüketici neden ürün alamıyor, üretici toprağını niçin terk ediyor diye yetkili zevata sormak istiyorum.
Yemyeşil alanların kömür karasına dönüşmesi karşısında yayılan kuşku bulutları hakkında bazı şeyleri anlamakta aciz kalan biri olarak, ilgili bakanın ne düşündüğünü merak ediyorum.
10 yıl önce boşandığı eşinden gelen paketin içinden “kefen takımı” çıkan, sık sık gelen........
