19 Mayıs: Bir Doğum, Bir Adım, Bir Bayram!
Her şey 1881 yılında, mayıs ayının çiçekli ve yeşil bir gününde başlar. Selanik koyuna hâkim yamaçtaki mahallenin üç katlı pembe evinde, Zübeyde Hanım bir erkek çocuk dünyaya getirir. Gümrük memuru olan kocası Ali Rıza Efendi, bu müjdeli haberden büyük sevinç duyar. Bu Türk ailesinin akrabaları ve mahalle muhiti, küçük Mustafa’nın annesinin lohusa yatağını günlerce ziyaret eder.
Aslında kesin tarih uzun süre bir muamma olarak kalmıştır. Afet İnan’ın bizzat Atatürk'ün kendisinden dinlediği bilgiye göre; Zübeyde Hanım oğluna bir ilkbahar mevsiminde, hatta mayıs ayında doğduğunu söylemiştir. 10 Aralık 1936 günü, Cumhurbaşkanlığı Umumi Kâtibi Hasan Rıza Soyak, Atatürk’e bir evrak getirir. Bu evrakta Atatürk’ün doğum gününün bildirilmesi rica edilmektedir. Atatürk bir an düşünür, günü kendisi de tam olarak bilmemektedir. Ancak annesinin "bahar mevsimi" sözlerini hatırlayarak tarihe geçen o cümleyi kurar: "Bu, bir 19 Mayıs günü niçin olmasın?"
Yazıdaki ricaya şu net cevap verilir: "Atatürk’ün 19 Mayıs 1881 tarihinde doğmuş olduğunu arz ederim."
1918, Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı’nda yenik düşerek Mondros Mütarekesi'ni imzaladığı kara bir yıldır. Ordular lağvedilince Mustafa Kemal, Adana’dan İstanbul’a gelir. 13 Kasım 1918’de trenden inip karşıya geçerken, aynı gün İstanbul’u işgal eden İtilaf Devletleri donanmasını gördüğünde yaveri Cevat Abbas’a o meşhur sözü söyler: "Geldikleri gibi giderler." Bu kısacık cümle, aslında işgale karşı direnmenin fikrî altyapısının çoktan hazır olduğunun en büyük göstergesidir.
Saray ve padişah düşman işgallerine, vatanın parçalanmasına sessiz kalırken; Anadolu’da halk isyan etmeye başlamıştır. Ancak bölgesel olan bu isyanlarla düşmanı yurttan kovmanın imkânsızlığı ortadadır. İzmir’in Yunanlılarca işgali halkta bardağı taşıran son damla olur, Anadolu’da Kuvayı Milliye hareketi başlar ve bu gelişme korku dolu günlerde yepyeni bir umut yaratır.
Mustafa Kemal, bu dağınık halk hareketlerini tek bir çatı altında birleştirerek zaferin mümkün olduğuna inanmaktadır. Samsun'a çıkmadan önce İstanbul’da geçirdiği 6 aylık kritik bir hazırlık süreci vardır. Önce 33 gün boyunca Pera Palas’ta kalır. Sebebi stratejiktir; işgal kuvvetlerinin (İngiliz ve Fransızlar) komutanları orada 80 odayı kiralamıştır ve Atatürk onları yakından gözlemlemek ister. Otel pahalıdır, masrafları karşılayabilmek için kendi kısraklarını satmak zorunda kalır. Ardından Zübeyde Hanım ve Makbule Hanım’ı Akaretler’de bir eve yerleştirir. Bazı görüşmeleri burada yapar; nitekim bu ev iki kez baskına uğrar. Önce kendisi Şişli’deki evine taşınır, baskınlar nedeniyle ailesini de yanına alır. En önemli kararların alındığı karargâh burasıdır. Bu evin seçilmesinde, tam karşıdaki Ethem Paşa Konağı’nda İtalyan işgal kuvvetlerinin kalıyor olması da stratejik bir etkendir.
Bu evde İsmet İnönü, Ali Fuat Cebesoy, Kâzım Karabekir, Refet Bele, Rauf Orbay ve –ileride 19 Mayıs'ın spor bayramı olmasına öncülük edecek olan– Cevat Abbas ile uzun uzun........
