Marulu bir de göbek taşında görün!
Marulu çok severim. Özellikle de yaz aylarında. Buzdolabının sebzeliğinde soğumuş olan marul yaprağının üstüne limon sıkıp yemenin keyfine doyamam hiç. Manav, aldığım marulun "Yedikule" olduğunu söylese de, doğru olmadığını düşünürüm. Çünkü artık surların dışındaki Yedikule Bostanlarının yerinde yeller estiğini biliyorum. Yani bostan gitti, adı kaldı yadigar… Marulun içine acılı kısır koyup yemeyi de çok severim. Acıyla ekşinin aşkından doğan muhteşem bir lezzettir damağımı okşayan. Hele acısı sağlam bir çiğ köfteyi, soğuk bir marula sarmalayarak yemenin verdiği hazzı anlatabilmek için kelimeler üstü bir boyuta geçmek gerekir. Acının yakıcılığı, marulun soğukluğu ve ekşinin damla damla lezzeti. Bir de bir yudum rakı varsa! Buyurun anlatın, anlatabilirseniz.
ESKİ MISIR’DA 1 METRELİK MARULLAR VARDI
Son günlerde marul sevgimin üstüne bir takım soru işaretleri üşüştü. Buna da, "Metro Gastro" dergisinde okuduğum Nazlı Pişkin'in yazısı neden oldu. Meğerse çıtır çıtır yediğim marulun ne marifetleri varmış!
Eski Mısır'da marul, boyu bir metreye kadar uzayan bir bitkiymiş. Boyunun şekli, sütümsü öz suyu nedeniyle marulun afrodizyak olduğuna ve üremeye yardım ettiğine inanılıyormuş. Ayrıca madencilerin koruyucu tanrısı Min'in tapınağına bol bol marul sunuluyormuş. Bu marulların tanrı Min'in cinsel faaliyetlerini yorulmaksızın yerine getirmesine yardımcı olacağı inancı yaygınmış. Yahudilikte ise marulun; ilkbaharı, yaşamın yeniden canlanmasını ve umudun devamını çağrıştırdığı söylenir. Marul Yahudi geleneğinde, özellikle Hamursuz Bayramında yenen yiyeceklerin arasında yer alır.
Özellikle marulun afrodizyak olduğu konusundaki iddiaları okuyunca, marul yemekte ne kadar isabetli bir iş yaptığımı görüp sevindim.
Demek ki ısrarla "Sayısal Loto" oynamamın nedeni de marulmuş. Çünkü marul,........
