menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zendebâd İrân

55 0
10.03.2026

İran, yalnızca bugünün rejimiyle anılacak bir ülke değil. İran, insanlık tarihinin en köklü uygarlıklarından biri. Şiirin böylesine güçlü olduğu, minyatürün böylesine inceldiği, musikinin böylesine derinleştiği, mimarinin böylesine zarafet kazandığı az ülke var. Firdevsi, Hafız, Sadi, Hayyam…

Bunlar sadece İran’ın değil, insanlığın ortak mirası. İran dediğimiz, yalnızca bir devlet değil, büyük bir hafıza, güçlü bir kültür ve kolay kolay eğilmeyen bir toplumsal ruh.

Bu yüzden İran’a bakarken sadece bir rejimi görmemek lazım. Büyük bir milletin uzun süredir verdiği ağır bir hayat mücadelesine bakmalı asıl. İranlılar kültürlü, gururlu ve dirençli bir halk. Bu, abartılı bir iltifat değil, tarihin gösterdiği bir gerçek. Böyle toplumlar bir günde kurulmaz. Arkalarında yüzyılların birikimi vardır.

Belki de bu yüzden bugünkü rejim İran’da yalnızca siyasî baskı anlamına gelmiyor. Aynı zamanda böylesine büyük bir milleti dar, boğucu ve kendi tarihine yakışmayan bir hayatın içine hapsetmek anlamına geliyor.

Kadınların nasıl giyineceğine karışan, gençlerin önünü kapatan, sanatı, sözü, gündelik hayatı denetim altına alan bir düzen bu. İran halkının yaşadığı sadece ekonomik sıkıntı, uluslararası yaptırım ya da siyasî baskı değil. Daha derin...

Kendi potansiyelinin altında yaşamaya zorlanmak. Kendi ülkesinde rahat nefes alamamak. Kendi kültürünün inceliğiyle, devletin hoyratlığı arasında sıkışıp kalmak.

İran, mollaların kurduğu dünyadan ibaret değil. İran’ın tarihi, çok daha eski. Böylesine kadim bir medeniyeti........

© Gazete Pencere