Yeni düzen denilen, kuralsızlığa rıza olmamalı
Son dönemde sık duyduğumuz bir cümle var: “Kurallara dayalı uluslararası düzen bitti; artık güç siyaseti çağındayız.” Bu cümle ilk bakışta gerçekçi görünüyor. Trump’ın hoyratlığına, Putin’in saldırganlığına, Gazze’de cezasız kalan vahşete, İran’a dönük hukuk tanımaz askeri hamlelere bakınca, insanın “demek ki dünya gerçekten değişti” diyesi geliyor. Ama asıl tehlike tam burada başlıyor. Çünkü teşhis diye sunulan şey, fark ettirmeden bir kabullenişe, hatta bir teslimiyete dönüşebiliyor.
Bugün bazı Batılı liderlerin söyleminde tam da bu kaymayı görüyoruz. Evet, dünya zorlaştı. Evet, kurumlar aşındı. Evet, uluslararası hukuk ağır bir saldırı altında. Ama buradan çıkarılacak sonuç, “öyleyse biz de bu yeni dile uyum sağlayalım” olmamalı. “Might is right” diye tarif edilen bir döneme girdiğimizi söylemek başka şeydir; buna uyum sağlamayı aklın gereği gibi sunmak bambaşka bir şey.
Çünkü ortada meşru bir “yeni düzen” yok. Ortada, mevcut düzeni delen, aşındıran, itibarsızlaştıran bir saldırı var. Trump’ın uluslararası hukuku isteğe bağlı bir alan gibi görmesi, Putin’in sınırları zorla değiştirmesi, İsrail’in hukuk ve insanlık sınırlarını hiçe sayan pratiği, bize yeni ve........
