Çalınacak bir neşemiz kaldı mı?
Gazete Pencere’deki son yazımda toplumun ruh dünyasını anlamaya çalışmış ve kendimizi nasıl hissettiğimize dair ayrıntılı bir çerçeve çizmiştim.
Sia Insight’ın 2026 Mayıs-Haziran döneminde üç büyük ilde gerçekleştirdiği araştırma, bireysel düzeyde öne çıkan duyguların güven, samimiyet, endişe ve sıkılmışlık olduğunu gösteriyordu. Ancak toplumsal çember genişledikçe önümüzdeki tablo gittikçe kararıyordu: Yakın çevremizde zihin karışıklığı, endişe ve bunalım öne çıkarken, ülke geneline bakıldığında ise zihni karışık, endişeli, bunalımlı, güvensiz ve çaresiz bir toplumsal ruh hâli belirginleşiyordu.
O yazıda ayrıca duygu durumumuzun ekonomiye duyduğumuz güvenle, siyasi tercihimiz ve tutumlarımızla şekillendiğinin altını çizmiştim.
Gelin şimdi toplumun ruh halini tersten okuyalım.
Aynı araştırma verilerinden hareketle “umutlu, heyecanlı, şakacı, canlı, enerjik ve hoşnut” sıfatlarının aynı anda kullanımına dayanan bir Pozitif Yaşam Enerjisi Endeksi oluşturdum. Bu endeksi bireyin iç dünyasından yakın çevresine ve oradan da ülkeye doğru izlediğimde, yaşam enerjimizin hızla sönümlendiğini net bir şekilde gördüm. Başka bir deyişle, toplumsal çember genişledikçe pozitif yaşam enerjimiz hızla düşüyor.
Toplum geneline bakıldığında, 18-24 yaş grubu gençler kişisel iç dünyalarında ve hatta yakın çevrelerini dikkate aldığımızda en yüksek yaşamsal enerjiye sahip grup olarak karşımıza çıkıyor. Ancak gençler bakışlarını Türkiye’ye çevirdiğinde bu enerji bir anda ortadan kayboluyor. Gençlerin her şeye........
