menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kobani yanarken

17 0
28.01.2026

Cumhuriyet ile yaşıt olan Kürt sorununun çözülmesi için iç ve dış politika bağlamında cesur adımlar atılması gerektiği belliydi. Dört devlete bölünmüş Kürt nüfusun kaderinin bölgesel dinamiklere olan etkisi de ortada. Meseleyi Türkiye sınırları içine hapsetmekten ibaret olan politik strateji ile bir yere varılamayacağı gerçeği ve dolayısıyla çözümün bir sabun kalıbı gibi avuçlarımızdan kayma ihtimali ile bugün yüzleşiyoruz.

Kürtler alıştırıldıkları üzere yine ihanete uğradıklarını düşünüyorlar. Belki de Suriye’deki dengelerin kendilerini oyunun dışında bırakacak veya etkisiz kılacak bir noktaya evrileceğini düşünmemişlerdi. Bugün Türkiye dâhil, hâkim güçlerin tamamının kabul ettiği ve desteklediği cihatçı kökenli yeni Suriye yönetimi ile uzlaşmaları bekleniyor. Kürtleri batıdan medet umma noktasına getiren şey çaresizlikti. Yoksa tarihi acılar yaşamış ve bunun sonucunda politize olmuş bir halkın, demokratik halk hareketlerinin emperyalizm ile çelişkisini bilmemesi düşünülemez. Kürtlerin yaşadığı bu kırılma konjonktüreldir; devletimizin de bu rüzgâr ile yelkenlerini şişirirken itidalli olması, her şeyin değişebileceğini dikkate alması gerekir. Kürtler; bölgesel kaostan “yılana sarılarak” kazançlı çıkmayı murat ettiler, olmadı. Burada kastedilen, Batı’nın taşeronluğunu benimsemiş örgütler değil; Kobani’de elektriksiz, susuz ve ekmeksiz bırakılan, ölümle yüz yüze gelen Kürt halkıdır. Müzakere masasına gelindiğinde muhatap ister istemez........

© Gazete Pencere