İnkâr politikalarından amaçlanan…
Cumhuriyet tarihinde “Geçinemiyoruz!” diyenlerin, komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklandığı dönemler yaşandı. Peki, bu tutum açlık ve yoksulluk olgusunu ortadan kaldırdı mı? Hayır. İnkâr etmek veya inkâr etmeye zorlamak toplumsal realiteleri değiştirmiyor. Gerçeklerin açığa çıkması “toplumsal huzur” ile ilişkilendiriliyor, saydamlık yerine baskı politikaları ile susturma ve sindirme yoluna gidiliyor. Totaliter rejimlerde bu politikaları sorgulama kanalları kapalı olduğu için elden bir şey gelmiyor ancak otoriterleşmiş olsa da bizim gibi hâlen demokratik olduğunu iddia eden rejimlerde bazı şeyleri konuşabilme ve saydamlık talep etme şansına sahibiz.
İnkâr edilse de, aile yapısını tehdit ettiği söylense de, sapkınlıkla açıklanmaya çalışılsa da LGBTİ gibi evrensel bir gerçek var. Esasen her zaman vardı. Lanetlenmek suretiyle de olsa; asırlar evvelinden miras kalan kutsal kitaplarda da var. Saraydan sokağa, sanattan edebiyata her alanda karşımıza çıkmıştır. Senelerce başından kalkamadığımız, tek kanallı televizyonların sansürlenmiş yayınları ile evimizde, fısıltı gazetelerinin renkli dünyalarında hayatımızın içindeydi. Biliniyordu, ancak üstüne konuşulması sakıncalıydı. Değişen dünya ve iletişim olanakları ile birlikte onlar da kimliklerini ifade etme ve oldukları gibi kabullenilmeyi talep etme imkânına sahip oldular. Tabii başarabildikleri kadarıyla...
12. LGBTİ Onur Yürüyüşü, planlanmasına rağmen Taksim’de yapılamadı çünkü Taksim’e ulaşım yolları Valilik kararıyla kapatıldı. Peki, engellenebildi mi? Hayır. Onlar da........
