menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AKIL ŞEHRİNDEN MÜZİK ŞEHRİNE

17 0
03.01.2026

Yöneticiler bugün Urfa’yı "müzik şehri" olarak pazarlamaya çalışıyor. Oysa bu toprakların asıl unvanı, tarihin derinliklerinde kalmış muazzam bir otoriteye dayanır: "Urfa Okulu" ismiyle bilinen kadim bir merkeze...

Helenistik düşüncenin çekilip Roma’nın askeri nizamının bölgeye yerleştiği o çağlarda Urfa, sadece bir yerleşim yeri değil; felsefenin, mantığın ve bilimin dünya başkentlerinden biriydi.

Ancak bugün trajik olan; bu şehirde yaşayan insanların, üzerinde yaşadıkları toprakların bir zamanlar dünya felsefe tarihinde "Urfa Okulu" diye sarsılmaz bir otorite olarak anıldığından zerre kadar haberdar olmamasıdır.

Urfa’nın o eski "Akıl Şehri" kimliği, nitelikli demografik dokusundan geliyordu. Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren bölgede uygulanan iskân politikaları ve aşiret sürgünleri, şehrin demografik genetiğini kökten değiştirdi. Kadim şehirli kültürünün, aristokratik zarafetin ve entelektüel derinliğin yerini; daha sert, daha yoz ve sadece "günü" yaşayan bir taşra kültürü aldı.

Kendi tarihini ve "Urfa Okulu" gibi küresel bir markayı unutan bugünkü Urfa insanı; sığınacak tek liman, tutunacak tek pazarlama unsuru olarak "müziği" buldu. Ancak burada trajik bir çelişki olduğunu da akıl edemedi: Kendi sosyal yaşantısında müzikle uğraşanı, çalıp söyleyeni "mıtrıp" diyerek alaycı bir nitelemeyle........

© Gazete İpekyol