menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İYİLİK DEVRİMİ VE MÜMKÜNÜ GÖREBİLMEK

64 0
11.04.2026

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; bu bir zafer. Bazıları Pirus zaferi diyebilir ama kesinlikle değil.

Bu tür savaşlarda zafer veya yenilginin temel kıstası; saldırgan tarafın hedeflerine ulaşamamasıdır.

Saldırgan taraf olan ve ilan ettiği hedefleri gerçekleştiremeyen, ateşkes isteyen, ateşkese İran’ın istediği 10 maddenin temel olabileceğini açıklayan, kabul eden soykırımcı Epstein cephesi kesin bir yenilgi almıştır. Bu sonucun zafer sayılması için İran’ın, ABD’yi veya İsrail’i fethetmesi gerekmiyor.

Mutlak teslimiyet hedefi ile saldırıya geçen küresel kötülük koalisyonu, İran’a 40 gün boyunca ağır saldırılarda bulunmuş ancak İran tüm saldırılara karşılık verebilen pozisyonunu korumuş ve çelik gibi bir irade ile ayakta kalabilmiştir.

Saldırgan koalisyon ne iç düğmelere, ne kendi NATO müttefiklerini devreye sokma düğmesine ve ne de bölgedeki Siyonist askerler/müttefikler konumunda ki ülke ve terör örg,ütleri düğmelerine basamamıştır. 

Eğer İran, sıkı durmasa, bir zayıflık gösterse veya hafifçe bir tökezleseydi; elbette ki bu düğmelere basılacak ve Soykırımcı Epstein Koalisyonunun secdeli siyonist kısmı da dahil hepsi sadece kınama vs düzeyinde kalmaz Suriye'de fırsat buldukları gibi nasıl harekete geçtilerse İran için de aynısını yapacaklardı. 

İran halkını, İran’a karşı ayaklandırmak yerine İran’a topyekun sarılma ve kenetlenme örneği ortaya çıkmıştır.

Düşmanın en son topyekun imha, medeniyeti yok etme tehdidi de daha güçlü bir halk ve yönetim direnci ile karşılaşınca yenilgisini kabul etmek zorunda kalmıştır.

 Bu zaferin muharebe boyutu ile değerlendirilmesi oldukça sığ bir yaklaşım olur. Zira savaşın lokal ve sadece askeri bir çatışma olmaması; stratejik, jeostratejik ve jeopolitk uzun süreli konjonktürel, küresel sistemi sarsan ve tek kutupluluğu gerileten ekonomik, askeri, siyasi sonuçları/etkileri olması/olacağı ve tüm bunların küresel çapta ve değerde olması, küresel kötülük cephesinin bölgede ülkeleri bir bir yok ederek taşlarını döşediği İsrail merkezli yeni düzenin sonlanması ve bölgede yeni bir düzeni gerekli kılan şartları oluşturması bu zaferin boyutlarındandır. Aslında bu sonuçların toplamı zihinsel bir değişimle birleştiğinde ortaya küresel bir bilinç, direniş ve irade devrimi ortaya çıkıyor…

Kerbela bir ruhtur. Kerbela tam da iyi ile kötünün, zulüm ile adaletin savaşıdır. Bir topluluğu kıskanmak, o toplumu, onun mezhebini sevmemek gibi hastalıkların yol açtığı sorunları bir tarafa bırakarak ve mezhep ve diğer ön koşullardan arı olarak Kerbelaya bakışınmız akidevi bir ameldir.

Bu bağlamda ve tarihi anlatılar, rivayetler filan ne olursa oldun Kerbela olayında şeref, akıl, iyi ve doğrunun yanında olmak; zulmün ve bozgunculuğun karşısında konumlanmak Müslüman olmanın       en temel şartıdır. Bu bağlamda kim olusrak olalım Kerbela’da İyinin yanında ve bu da yetmez; bozguncu zalimin, münafıkın da karşısında olmak zorunluluktur. Kerbela bir mezhep değil; İslam’ın ta kendisidir…

Kerbeladan yola çıkarak devrim yapabilmek büyük bir nimettir ve Kerbelanın bereketidir. Bunca direnebilmek de. İnsanların hataları, devrimin eksikleri vb olumsuzluklar Kerbelanın değerini düşürmez ve devrimlere karşı konumlanmayı meşrulaştırmaz. Onarma, aksaklıkları giderme her erdemli ve imanlıya farzdır. Ve bunu da onun yanında, tarafında olarak yapmak icap eder…

Bugün yaşanan da küresel kapsamda Kerbela’dır. Bugün de iyiler zayıf oldukları halde ama Allah’a güvenerek direnmekte, teslim olmayı reddetmekte, Allah’tan başkasına teslimiyeti reddetmektedirler. Bu yüzden soykırıma uğramakta, bu yüzden ehli secdenin önemli bir bölümü ona karşı kılıç sallamaktadır.

Ancak şunu gösterdiler bugünkü Hüseyinler ki; zafer mümkündür. Bugün yaşanan budur ve bunu dünyaya öğretmektedirler. Öğrenilmiş çaresizliğe küresel anlamda son vermenin gerçekleştiği günlerden geçiyoruz ve dün Kerbela’da bedel ödeyenler, Kerbela’nın İslam olduğunu bilenler sırtlamış bu ağır ve kutsal yükü…

Soykırımcı Epstein cephesinin İran ve Lübnan ağırlıklı 40 günlük terör saldırıları ve soykırımları sonucu, azizlerin canları pahasına direnmeye devam etmeleri ile daha kısa süreli bir ateşkes teklif etmeleri ve müzakere başlatmaları taraflarca kabul edildi.

Teslimiyet dışında bir seçeneği kabul etmedikleri bu süre boyunca ağır saldırılar........

© Gazete İpekyol