HER GÜNAHIN TEVBESİ FARKLIDIR
Kullarına had ve hesaba gelmeyen iyilikler yapan ve nimetler bağışlayan Yüce Allah, iyiliklerini daha da ileri götürerek günah işleyenler için de tevbe çaresi sunmuştur. Bu itibarla “çokça tevbe kabul eden” anlamında “Tevvab” ismi edinmiştir. Her tevbe edenin tevbesini kabul edeceğini ilan ederek kullarına tahsis ettiği ömür boyunca tevbe kapısını açık tutmuştur.
Nefis ve şeytanın tasallutuna maruz ve çeşitli zaafları bulunan insan günah işleyebilir. Ancak pişmanlık duymalı, tevbe etmeli ve yeniden Allah’a dönmelidir. Bu durumda husrana uğramazlar, bahtiyar olurlar. Asıl bedbaht olanlar, ömür boyu günah işlediklerii halde ve tevbe imkânı da bulunmasına rağmen tevbe etmeyenlerdir. Kur’an-ı Kerim tevbe etmeyi emretmiştir. Bu açıdan bakılınca tevbe ve istiğfar etmek ayrıca bir ibadettir.
Kur’an-ı Kerim, tevbe edenleri övmektedir. Allah’ın sevgisini kazanacaklarını bildirmektedir.
Tevbe ile ilgili ayetlerden, tevbenin sadece sözde olmaması, tevbenin gerçekleşmesi için mutlaka “salih ameller” tabir edilen adımların atılması gerektiği anlaşılmaktadır. Örneğin Furkan Suresinin 71. Ayetinde şöyle buyrulmuştur: “Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.” Buna göre, her günahın tevbesi farklıdır. Sadece sözle “tevbe ettim” demek yetmez. Pişmanlığı samimi olarak hissetmekle beraber, tevbe için gereken adımları atmak........
