AMAN HA! SAKIN HA!
Önce ekonomiden başlayalım; Takip edenler bilir ekonomide geçen haftanın en dikkat çekici olayı, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun faiz kararını beklenildiği üzere pas geçmesiydi. Yılın ikinci Para Politikası Kurulu toplantısıydı. Ve yüzde 37 olan politika faizi beklentilere paralel olarak değiştirilmedi. Aynı zamanda Merkez, gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını da yüzde 35,5’te sabit tuttu. Bütün ekonomistler Merkez'in bu kararının 'doğru' olduğu görüşünde birleşiyorlar. Bir sonraki toplantı ise 22 Nisan’da… Şu anda ABD-İsrail İran savaşı dikkate alındığında Merkez Bankası'nın izleme moduna geçmesi doğru bir tavır elbette. Çünkü ortada çok fazla belirsizlik var. Zaten Hürmüz Boğazı kapalı kaldıkça, enerji ve gıda fiyatları üzerinden bir maliyet enflasyonuyla karşı karşıya kalacağımız da aşikar. Sadece biz değil, bütün dünya bu acı faturayı ödemek zorunda kalacak. TCMB de böyle bir ekonomik iklimde faiz silahının yeterli olmayacağının farkında. Diğer taraftan politika faizini yüzde 37’de sabit bırakan Merkez Bankası, aldığı önlemlerin etkisini izleyeceğinin yanı sıra, enflasyonda ‘kalıcı’ bozulma durumunda para politikasını sıkılaştıracağının da mesajını verdi. Piyasalar için bu mesaj son derece açık. Enflasyon görünümünde bir bozulma yaşanırsa, sıkılaşma düğmesine basılacak. Bu arada enflasyondan sonra, ocak ayına ilişkin ödemeler dengesi verilerinde cari açık da 6.8 milyar dolar ile beklentilerin üzerinde geldi. Altın ve enerji hariç cari dengede ise 1,22 milyar dolar, net hata noksan kaleminde 1,23 milyar dolar açık hesaplandı. Türkiye’nin 12 aylık cari açığı ocak itibarıyla 32,9 milyar dolar oldu. Önemli bir bilgi daha vereyim; ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başlamasıyla birlikte TL varlıklarda yaşanan çıkış, yabancının son 11 ayın en sert satışını gerçekleştirdiğini gösterdi. Merkez Bankası verilerine göre geçen hafta yabancı yatırımcılar 1 milyar 725,5 milyon dolar devlet tahvili, 755.6 milyon dolar hisse senedi net satışı yaparak toplam 2 milyar 422 milyon dolarlık çıkış gerçekleştirdi. Yani ABD ve İsrail'in, tüm uyarılara rağmen açtığı Pandora'nın kutusunun ilk etkileri görünür olmaya başladı. Trump'ın son olarak yaptığı Hürmüz Boğazı çağrısı, işlerin ne derece Arap saçına döndürdüğünün artık farkına vardığını gözler önüne sermiyor mu? *** Daha da dikkat çekici olanı ikinci bölümü bıraktım. Şöyle ki; bugünlerde ABD Türkiye’ye jest üzerine jest yapıyor. Mesela; Kuzey Irak'ta peşmergeleri İran'a sokacaklardı, Türkiye'nin itirazı üzerine vazgeçtiler. Yine, İran’dan ateşlendiği izlenimi veren, ancak Tahran yönetiminin tümüyle reddettiği iki füze, Türkiye topraklarına düşmeden önce Amerikan gemileri tarafından etkisiz hale getirildi. Üstüne üstlük Türkiye’nin olası yeni füze saldırılarına karşı korunması için de NATO, Malatya’ya Patriot füzesi konuşlandırdı. Patriot’ların NATO’nun hangi ülkesine ait olduğu açıklanmadı. Ancak kulislerde ABD'den geldiği konuşuluyor. Son jest ise; AK Parti hükümetini çok sıkıştıran Halkbank davasında uzlaşma yoluna gidilmesi oldu. Üstelik uzlaşmada, Türkiye'den herhangi bir adli ya da para cezası da istenmedi. Belli ki Amerikalılar, Türkiye’den “başka beklentiler” peşindeler. O beklenti ne ola ki? Aman ha! diyorum. Sakın ha!
