ALTIN KURAL
Ekonominin en bilindik denklemidir: Savaş varsa altın yükselir. Ezberlenmiş kural budur. Mesela; 1991 yılında Körfez Savaşı başlamadan önce altın yükseldi, savaş başlayınca hızlı çözüm beklentisiyle düştü. 2003 yılında Irak'ın işgali, 2022 yılında başlayan ve halen devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı öncesinde de böyleydi. Hepsinde ilk dönemlerde rekor yükselişler oldu sonra geri çekilmeler görüldü. Amaaaa unutulmaması gereken asıl kural şudur; altın kısa vadede düşebilir, uzun süren belirsizliklerde ise kaçınılmaz şekilde yükselir. Eğer belirsizlik uzarsa, herkes yeniden güvenli olan altına yönelir. Ve altın yeniden değerlenir. Şimdi yaşadıklarımıza bir bakın. ABD'nin İran'a müdahalesi öncesinde altında rekor üstüne rekorlar kırıldı. Ve savaş başladı. Kısa süre sonra ne zaman ki barış sözleri edilmeye başlandı, kısa vadede geri çekilme yaşandı. Neden? Çünkü savaşın finansmanı için piyasalarda altın satışı arttı. Bu satış baskısı fiyatı düşürür. Altındaki düşüşte petrol varil fiyatlarındaki yükseliş de etkilidir. Çünkü İran gibi petrol ülkesi bir ülkeye yönelik bir savaş, petrol arzında ciddi riskleri de tetikler. Buna bir de Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasını eklerseniz petrol fiyatları da fırlar. Petrol fiyatı artınca, bizim gibi petrolü olmayan, dışarıdan ithal eden ülkeler için yüksek enerji maliyetleri ortaya çıkar. Bu da tüm dünyada enflasyonu tetikler. Bu yüzden de merkez bankaları başta, ABD'deki FED olmak üzere -buna bizim merkez bankamız da dahildir- faiz indirimlerini erteler veya faizleri yükseltme sinyali verir. Herkes bu kez faizlere yönelir. Çünkü altın faiz getirmez. Ve faiz daha karlıdır. Altının savaş ortamında düşmesinin diğer bir nedeni de yatırımcıların tercihlerindeki değişikliklerdir. Bu tür savaş ya da kriz ortamlarında yatırımcılar, dolara ve ABD Hazine tahvillerine yönelir. Altın, dolar cinsinden fiyatlandığı için, dolar endeksi yükselince altın pahalılaşır ve talebi düşer. Bu ters ilişki savaş dönemlerinde sık görülür. Şimdi birkaç gündür altındaki düşüş karşısında insanların hayal kırıklıklarını görünce, şunları düşündüm. Eskiden savaş çıktığında yatırımcı, bu arada yatırımcı derken büyük çok büyük yatırımcılardan bahsediyoruz elbette, yoksa yastık altında üç beş çeyrek altını ya da bileziği olanlardan değil. Dediğim gibi bu büyük yatırımcılar artık önce şu soruyu soruyor: “Faiz kaç?” Eğer faiz yüksekse, altın ikinci plana düşüyor. Tıpkı şimdi olduğu gibi… Peki bundan sonra ne olur? İran savaşı bize altının gözden düşmediğini, sadece yatırımcının davranış biçiminin değiştiğini gösterdi. Altın son iki yılda ciddi bir yükseliş yaşadı. İran savaşıyla birlikte zirve görülünce, yatırımcıların önemli bir kısmı bunu “kaçış” değil, “satış fırsatı” olarak değerlendirdi. Bu da fiyatların geri çekilmesini hızlandırdı. Gelinen altın seviyesi aslında bana yeni bir denge arayışı gibi geliyor. Ve eğer bu savaş uzarsa, altında yeni dengeler ve yeni rekorların gelmesi kaçınılmaz olur. Ben yine de bu altın hareketleri (inişler-çıkışlar) karşısında sakin kalınmasından yanayım. Çünkü 5 bin yıldır hiç değişmeyen, altın kural bellidir: Altını olan, kuralı koyar...
