menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BAŞARAMAYACAKLAR

9 0
29.06.2026

“Sofi’nin Dünyası” nı okudunuz mu bilemiyorum; ama tavsiye ederim. Matriks filminin ele aldığı “Varlık, yokluk” meselesini filmden sekiz yıl önce irdelemiştir. Romanın sonunda Sofie ve öğretmeni Alberto’nun aslında başka birinin yazdığı bir hikâyenin karakterleri olduğu anlaşılır. Jostein Gardner kitabı çocuklara felsefeyi sevdirmek için yazdığını söyler. Kitabın ortaya çıkma nedenlerinden biri, yazarı her ne kadar bunu açık açık söylemese de çocuklardan ziyade büyüklerin gözlerini açmak olmalı. Tıpkı “Gülliver’in Maceraları” gibi.

Jonahthan Swift bu kitabı 1726’da kaleme aldığında asıl amacı dönemin İngiltere’sindeki aksaklıkları (siyasi yozlaşma ve insan doğasındaki zaafları) dile getirmekti. Kitap günümüzde çocuklar için bir macera kitabı diye sunulur, öncelikle çocuklara okutulur. Oysa toplumsal bir eleştiridir. “Sofi’nin Dünyası”na da bir nebze bu gözle bakmak gerekir. Çünkü kitabın özünü oluşturan alt yapının içine hepimizin edilgen karakterler haline geldiği düşüncesi saklanmıştır. Varlık, yokluk meselesi tartışılırken alttan alta durumumuz ve elimizin kolumuzun nasıl bağlı olduğu bize hissettirilmeye çalışılır. Herkes kendi yaşamına bu gözle baktığında bize çektirilenlerin ve yaşadıklarımızın kurmaca bir dünyada bir karşılığı olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Yani, şu an yaşadıklarımızı cesur bir kalem kurmacaya büründürüp kâğıt üzerine dökmeyi başarsa amiyane tabirle, hayatımız roman olurdu.

Gerek kalmadı mı acaba? Birileri tüm insanlığı kurmaca bir yapıtın karakterleri haline getirdi mi çoktan? Yıkan ve yok eden kendileri olduğu halde, mahvettikleri dünyaya parmaklarını uzatıp ışıklı, cilalı bir vaveyla kopararak “Doğa elden gidiyor,” diyorlar mesela. Dünya ve doğa adına o kadar endişeleniyoruz ki tüm söylenenleri sorgulayıp üzerinde düşünmeden mantıklı........

© Gazete Gerçek