FUTBOLDA LİYAKAT: TOPAİYİ VURMAK YETMEZ
Biraz futbol izlemişseniz, birkaç transfer dönemi geçirmişseniz, hele hele bir de sosyal medyada hesabınız varsa, dünyanın bütün futbol problemlerini çözmeniz mümkündürve buna kimsede şaşırmaz.
Bir stoper neden öne çıkmadı?
Forvet neden gol atamadı?
Kanat neden içeri girmedi?
Orta saha neden oyunu kuramadı?
Bunların hepsinin cevabı vardır.
Ama iş yönetmeye gelince nedense futbolun en basit sorusu unutulur:
Bu işi gerçekten yapabilecek insan kim?
İşte burada cevap olarakkarşımıza "liyakat" çıkar.
Liyakat, yalnızca bir koltuğa oturabilecek kadar tanıdık sahibi olmak değildir. Bir görevi üstlenmek için gerekli bilgiye, deneyime, beceriye ve sorumluluk duygusuna sahip olmaktır.
Futbol yönetiminde liyakat ise biraz daha fazlasıdır.
Çünkü futbol kulübü yalnızca futbolcu alıp satan bir şirket değildir.
Bir kulüp; milyonlarca taraftarın aidiyetidir, ekonomik bir organizasyondur, hukuki bir yapıdır, sportif bir kurumdur ve aynı zamanda ciddi bir insan yönetimi meselesidir.
Dolayısıyla kulübün başına gelen her yanlış kararın faturası sadece bilançoya yazılmaz.
Bazen puan cetveline,
bazen Avrupa kupalarına,
bazen kulübün itibarına,
bazen de yıllarca düzelmeyecek bir kurumsal hafızaya yazılır.
FUTBOLDA LİYAKAT NEDEN ÖNEMLİ?
Çünkü futbol artık yalnızca "futboldan anlayanların" yönettiği kadar küçük bir alan değildir.
Bir kulübün bütçesini yönetmek için finans bilmek gerekir.
Transfer yapmak için oyuncu izleme ve sözleşme yönetimi gerekir.
Altyapı kurmak için eğitim ve gelişim modeli gerekir.
Sportif yapılanma için futbol aklı gerekir.
UEFA ve uluslararası organizasyonlarla çalışmak için hukuk ve mevzuat bilgisi gerekir.
Sponsor bulmak için pazarlama ve iletişim gerekir.
Ve bütün bunların üzerinde, birbirinden farklı uzmanlıkları aynı hedefe yöneltecek bir yönetim kültürü gerekir.
Yani futbol yönetiminde "ben futbolu seviyorum" önemli bir başlangıç olabilir.
Ama tek başına yeterli değildir.
Ben de uçakları çok seviyorum.
Ama yarın sabah kokpite oturup İstanbul'dan Londra'ya uçağı ben kaldırmayayım.
Çünkü sevgi başka şeydir, liyakat başka.
LİYAKATSİZLİK NEYİ ORTAYA ÇIKARIR?
Liyakatin olmadığı yerde önce karar mekanizması bozulur.
Sonra kurumun hafızası.
Ardından hesap verme kültürü.
En sonunda da sonuçlar.
Liyakatsiz yönetimin en belirgin işareti, kararların sistemden çok kişilere bağlı hale gelmesidir.
Bugün bir teknik direktör gelir, bütün plan değişir.
Yarın........
